Birkaç yanlış daha olursa...

Haberin Devamı

Kutuplaşmanın başımıza ne büyük dertler açabileceğini 29 Ekim’de Ankara’da gördük!

Anıtkabir’e yürümek isteyen kalabalığı durduran barikat kaldırılmasa ne olurdu; bunu düşünmek bile kâbustur!

Yolu açan kararı kim verdiyse milletçe ona teşekkür borçluyuz.

Kararın Hipodrom’daki tören sırasında durumu telefonla izleyen Başbakan tarafından verilip İçişleri Bakanı aracılığı ile iletildiği söylenmişti.

Bunu bizzat Başbakan yalanladı.

Üstelik Başbakan böyle davranarak polisin “görevini yerine getirmediği” inancını taşıyor ve eleştiriyordu.

Medya “kurtarıcı” kişiyi Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyonda aradı.

Cumhurbaşkanı Gül “Barikatı siz mi kaldırttınız?” sorusuna muhatap olunca danışmanı Ahmet Sever’i işaret ederek “Ahmet size anlatsın” karşılığını verdi.

Kıyameti kim önledi?

O sayede ortaya çıktı ki Gül Vali’yi Köşk’e çağırmış, gerilim tırmanırsa esnek davranılmasını kendisinden istemişti.

Kıyameti önleyen emrin ilhamı bu talimattan doğmuş olmalı.

Ama Başbakan dün Almanya’ya hareketinden önce “ülkeyi çift başlı sistemle yönetmiyoruz” diyerek bu ihtimale kapıyı kapatmak istedi.

Fakat o kapı yine de açık duruyor çünkü Başbakan’a rağmen Anıtkabir yolunu açan kararın sahibi konusunda daha ikna edici bir bulgu yok.

Bazı önemli meselelerde Gül’ün Başbakan’a karşı alternatifler üretmesi ve cesaretle söylemesi, Cumhurbaşkanı seçimi konusunda farklı yorumlar ve ihtimaller çağrıştırıyor.

Erdoğan otoriter bir kimliktir.

Abdullah Gül ise eğer ikinci kez seçilme hakkını kullanmaya karar verirse Erdoğan’a daha uzlaşmacı ve ılımlı alternatif olacaktır.

Seçim gibi seçim olur

Hatırlanacağı gibi Gül, Başkanlık sistemine dönük lobi faaliyetinin arttığı bir dönemde parlamenter sistemin bize daha uygun olduğunu savunarak, yarışın ihtiyacı olan alternatifi kişiliğinde temsil ettiğini göstermişti.

Son olaylar karşısındaki duruşları da Gül ile Erdoğan’ı demokratik bir yarışın alternatifleri olmaya yaklaştırıyor.

Oyunun kurgusu ve beklentiler Cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül’ün aday olmayacağını gösteriyor.

Ama siyaset evdeki hesapların çarşıya uymadığını çok sıklıkla kanıtlıyor.

Cumhuriyet Bayramı’nda yaşananlar AKP tabanında Erdoğan’a ne getirmiş, ondan ne götürmüştür; henüz ölçülmediği için bilmiyoruz.

Ama ulusal bayramlara dönük sempatik olmayan tutumlar en azından muhalefet cephesindeki dağınıklığı Erdoğan’a karşı bütünleştirecektir.

Kutuplaşma sürecektir.

Birkaç dramatik yanlış daha yaşanacak olursa bu kitlenin Gül’ü ikinci kez aday olmaya ikna etmesi sürpriz sayılmamalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR