Birileri oyuna geldi

Haberin Devamı

Başbakan’a ne oldu? Birdenbire niye parladı acaba?

Bu konuda iki görüş dolaşıyor:

Birine göre Başbakan “Kürt Açılımı”nın yolundan çıkmaya başladığını fark ederek telâşa kapılmıştır.

Öteki görüşe göre anlaşmalı kamuoyu araştırma şirketleri gidişin AKP’de ciddi oy kayıpları yaratacağı alârmını vermiştir.

Bunun üzerine Başbakan elini masaya vurmaya kendini mecbur hissetmiştir.

Öyle bir hiddet göstermiştir ki insanlar ister istemez Başbakan’ın bu baskı altında bir hafta boyu kendini nasıl tutabildiğini merak etmiştir.

Maazallah sağlığına zarar verebilirdi!

PKK dayatmalarını paylaşan BDP söylemlerine ve ayrılık hedefi güden özerklik projesine Başbakan’ın yönelttiği itiraz ve suçlamalar aslında haklı gerekçelere dayanıyor.

Ama ne yazık ki bu durum AKP iktidarına masumiyet kazandırmıyor.

Çünkü “şişeden cini çıkaran” sorumlu Başbakan’dır.

Ya sev ya terk et!

“Her şey konuşulur” diye diye ayrılıkçılar sanki tuzağa çekilmiştir. “Özerk Kürdistan” adlı bölünme projesi neredeyse oyuna getirilerek itiraf ettirilmiştir.
İktidar bunu ilk kez yapmıyor.

Çağın en acımasız ırkçı terör örgütünün başı Öcalan’ı devletin muhatap aldığı haberleri, ayrılıkçı çevrelerde tedbirsiz bir cüret yaratmış, iş ayrı bayrak, ayrı meclis, ayrı savunma gücü, iki resmi dil, Kürtçe eğitim dayatmasına kadar gitmiştir.

Bu ilk değil, daha önce de ipin ucu kaçırılmıştı. Ve Başbakan o tırmanışı “Ya sev ya terk et” diye bağırarak durdurmuştu.

Pazar günkü konuşmasındaki “Kabul edilemez” itirazı da ikinci bir “Ya sev ya terk et” restidir!

Siyasetin başarısını seçim kazanmakla ölçenler için AKP iktidarı rakip tanımayan başarıların temsilcisidir.

Bu gözlükle baktığınız zaman Başbakan’ın son çıkışını, seçime uzanan altı aylık zamanı kazanma amaçlı senaryonun gereği sayabilirsiniz.

AKP açıklasın...

Doğal olarak o senaryonun hedefi terörden korunmuş bir seçim ortamı yaratmak olacaktır.

Tabii terör örgütünü ateşkese bağlı kalmaya razı etmek şartıyla...

“Kimseye bu ülke üzerinde ameliyat yaptırtmayız. Milletimin dili tektir, o resmi dil Türkçe’dir” diyen Başbakan’ın sergilediği kararlılık gerçekse, terörden azade bir seçim ortamı sağlamak hiç de kolay olmayacaktır.

Bu bir şartla mümkün olur.

Devlet adına İmralı ile konuşanlar şu haberi götürürler:
“Seçim şansını riske sokmamak için Başbakan’ın sert tepki göstermesi mecburiyetti. AKP seçim şansını arttırmalı ki seçimden sonra yapacağı Anayasa değişikliğinde çözüm olacak değişiklikleri gerçekleştirecek gücü sandıktan çıkarsın.”

Eğer AKP seçime giderken “gizli gündemi” olmakla suçlanmak istemiyorsa, seçim sonrası için vaad ettiği anayasa değişikliklerini kamuoyuna açıklamak zorundadır.

Aski halde Haziran’da yapacağız şey seçim olmayacak 12 Eylül’deki referandumda olduğu gibi bir “kader kısmet oyunu” olacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR