Türk yargısının onurunu kurtaracak önemli bir gelişme oldu dün.
Savcının talebi üzerine mahkeme, Deniz Feneri soruşturmasında adları geçen RTÜK Başkanı Akman ile Kanal 7’nin Başkanı Karaman’ın da dahil olduğu 16 kişinin mal varlıklarına tedbir koydu.
Deniz Feneri e.V Almanya tarihinin en büyük yardım dolandırıcılığı olayına damgasını vuran kuruluştur.
Merhametli vatandaşlarımızın 40 milyon avroyu aşkın parasını dolandıran bu suç örgütünü Alman polisi 2006 yılında basmış, Frankfurt mahkemesi her şeyi itiraf eden üç yöneticiyi mahkûm etmiş, Türkiye’deki iktidar da gelişmeleri uzaktan tedirgin bir şekilde izlemiştir.
Hatta Türkiye’de suç işlemiş bir Alman genç için yardım girişiminde bulunan Almanya Büyükelçisi’ne bizim Adalet Bakanı, oradaki tutuklu Deniz Feneri sanıkları için aynı karşılığı beklediklerini belirterek fatura çıkarmıştır.
Korunan suçlular
Almanya’dan toplanan paraların bavullarla Türkiye’ye taşındığı belli ama nereye gitti, o bilinmiyor.
Alman mahkemesi “meslek edinilmiş dolandırıcılık” iddiasıyla 16 kişi hakkında soruşturma yürütürken gerçeğe ulaşmak için Türk yargısının yardımına ihtiyaç duyuyor.
Türk yargısı üç yıl sonra dün ilk tepkisini vermiş, bu 16 kişinin ortak oldukları şirketlerde sermaye azaltma yoluna giderek mal varlığını kaçırdıkları iddiasına karşı önlem almıştır.
Eğer Alman mahkemesinin sanıklar hakkındaki “meslek edinilmiş dolandırıcılık” tarifi doğru bir teşhis ise, mutlaka sanıklar da kendi tedbirlerini bu sürede almışlardır!
Çünkü noterde sahte vekâletname düzenlettirdiklerini birçok şirketin adres değiştirdiğini biliyoruz. Daha önemlisi siyasi iktidarın bu suç örgütünü oluşturan kişilere olan ilgi ve yakınlığı, inkâr edilemez açıklıkla ortaya çıkmıştır.
Tehlike işaretleri
RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın istifaya razı edilememesi bile, onun iktidara karşı kozlara sahip olduğu yolunda şüpheler doğurmuştur. Belki de Akman’ın en doğru sözü sonradan yalanladığı şu sözüdür:
“Başbakan’ın desteği olmasa hâlâ bu koltukta oturuyor olur muydum?”
Dünkü mahkeme kararı Başbakan’ın desteğinin de artık Akman’ı RTÜK Başkanı koltuğunda tutmaya yetmeyeceğini umarız herkese göstermiştir!
AKP iktidarı Deniz Feneri sanıklarının baştan beri koruyucusu gibi göründü. Bu yüzden yıprandı ve çok güven kaybetti.
İktidar gücü yargının önünü kesme yanlışından vazgeçmediği takdirde kayıplar ağırlaşacaktır.
Partinin içindeki dürüst insanlar yolsuzlukların günahına niçin ortak olduklarını her gün daha çok sormaya başlamıştır çünkü.
Mayın oylamasına girmeyen çok sayıda AKP milletvekilinin hassasiyeti uyanışın işaretini veriyor!
Biraz geç oldu ama...
Haberin Devamı

