Dikkat ediyor musunuz; depremin büyüğü küçüğü fark etmiyor, hepsi bizi dehşetli korkutuyor!
Çünkü bulunduğumuz coğrafyanın birçok yeri için "büyük depremlerin zamanı geldi" uyarısı bilim adamlan tarafından yapılmış, ölümcül ihmallerin bir an önce telâfi edilmesi konusunda son altı yıl boyunca sürekli alarm verilmiştir.
Dün İzmir ve çevresini sallayan orta büyüklükteki iki depremden sonra hastanelere 30 yaralı götürülmüş.
Bir yer mi yıkıldı? Hayır.
Bu insanlar deprem başlayınca pencere ve balkonlardan kendilerini aşağı atmışlar.
Halkın berbat moral durumunu ve yapılara olan güvensizliğini daha iyi gösterecek bir işaret bulunamaz.
Doğanın sürekli uyanlarına kulak asmamaktan doğan tedirginliğin bu traji komik yansıması, iktidar sahiplerini utandırmalıdır.
"Bize bir şey olmaz"
Türkiye'deki deprem araştırmalarının "birinci sınıf ama depreme hazırlık uygulamalarının "üçüncü dünya" kalitesinde olduğunu biliyoruz.
Çünkü bilimsel araştırmaya dünyanın dört bir yanından uzmanlar katılıyorlar. Deprem hazırlığını ise her türlü çürük yapıyı rüşvetle görmeyiveren belediyeler ile esas olarak belediye çekirdeğinden türemiş AKP iktidarı yapıyor.
Daha doğrusu kaderci bir kafayla hiçbir şey yapmıyor.
9 Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Zafer Akçığ dün açıkladı: izmir depremlerinin tarihselliği, burada 334 yılda bir büyük deprem yaşandığını gösteriyor. Bu hesap 2022 yılına mim koymamızı gerektiriyor.
Prof. Akçığ şunu demiş:
"Asla panik yapmak için değil, gerekli önlemleri almak için söylüyorum!"
İstanbul için neler söylendi; onlar nasıl unutuldu ve sadece depremden depreme hatırlanıyorsa İzmir'i gözeten uyarı da hiçbir işe yaramayacaktır.
Umudun hafifliği
Depremden önce yapılacak her yatırım, yüzlerce kat değerde can ve mal kaybının önlenmesini sağlayacaktır.
Ama ne bir devlet politikası ne de bir mali program var ortada. Dünya Bankası'nın kaynaklarına talip olmak kimsenin aklına gelmemektedir. Çünkü o imkân da proje üretme zahmeti gerektiriyor.
17 Ağustos bile aklımızı başımıza getirmediğine göre, bize mümkün olan en uzun zamanı tanıması için Allah'a dua etmekten başka çaremiz yok gibidir.
Bütün önemli sorunlarımızda olduğu gibi deprem konusunda da ihtiyacımız olan en değerli şey zamandır.
Çünkü o zaman içinde AB üyesi oluruz ve tepeden inme tedbir almaya mecbur edilebiliriz.
Bakarsınız yaşadığımız zihniyet devrimi, iktidarları yönetecek güçte bir sivil toplum yetiştirebilir.
Umudun dayanılmaz hafifliğini, korkunun yüklediği ağır zahmetlere her zaman tercih ederiz biz!
Bir uyarı daha!
Dikkat ediyor musunuz; depremin büyüğü küçüğü fark etmiyor, hepsi bizi dehşetli korkutuyor!
Haberin Devamı

