Bir sürpriz olur mu?

Atatürk'e "izindeyiz" diye yalan söylediğimiz 10 Kasım'lara bir yenisini eklemeyelim. Artık 64 yılın ihmalleri ile yüzleşmek ve yitirdiğimiz zamanı telâfi etmek zorundayız.

Haberin Devamı

Atatürk'e "izindeyiz" diye yalan söylediğimiz 10 Kasım'lara bir yenisini eklemeyelim.
Artık 64 yılın ihmalleri ile yüzleşmek ve yitirdiğimiz zamanı telâfi etmek zorundayız.
Dün bir panelde Prof. Dr. Ayhan Özdemir acı veren bir toplumsal özeleştiri yaptı:
"Atatürk'ün oluşturduğu insan haklarına saygı, özgür düşünme gibi yeniliklere ne kadar sahip çıktık?. Hâlâ laiklik, antilaiklik ve türban meseleleri tarüşılıyorsa biz bu büyük insanın vasiyetini yerine getirememişiz demektir. AB'ye girmek için insan hakları yasası çıkanyor-sanız, bırakın hiç çıkarmayın. 50 yıldır bu insanlar bunu hak etmiyor muydu?"
Doğrudur.. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet, demokrasiyi ve çağdaş uygarlığa ulaşma hedefini bize miras bıraktı. Yüz yıla sığabilecek devrimleri 10 yılda gerçekleştirerek yirminci yüzyılın en göz alıcı kahramanlığını gösteren o büyük adama lâyık olamadık.

Sivil teminat eksiği
Şimdi ister misiniz Atatürk devrimlerine muhalefet temelinde oluşmuş Milli Görüş'ten çıkan AKR Türkiye'ye AB yolunu açan iktidar olsun?
Tarih böyle bir alaycı sürpriz hazırlamışsa, kendi hesabıma mutlulukla karşılarım. AKP'nin bu çabalarını da "Biz değiştik" savlarının en inandırıcı kanıtı sayarım.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün mesajı, sivil toplumu düşündürmeli:
"Türk Silâhlı Kuvvetleri cumhuriyeti, başta irticai ve bölücü gayretler olmak üzere her türlü tehlikeye karşı dün olduğu gibi bugün ve yarın da korumak ve kollamak azim ve iradesindedir.
Yüce Atatürk, bize güven ve rahat uyu.."
Düşünebiliyor musunuz, aynı duyarlılıklan paylaştığını ilân eden bir AKP bugün Atatürk'ün ruhunu şad edip "Bize güven ve rahat uyu" mesajını verse, içerde ve dışarda Türkiye'ye, bu arada kendisine neler kazandırır?

Dağ ve küçük adam
Atatürk, minnet ve bağlılığı hak ediyor. İslâm dünyası bu büyük insanı görmezden gelerek ona değil, kendine zarar verdi.
İşte bu ülkelerin gençleri hâlâ mutsuzluklan-nın intikamını almak uğruna, bedenlerine bağladıkları bombalarla nerelerde patlayacaklarını planlıyorlar.. "İslâmiyeti yorumlamak niçin yalnız imamların tekelinde olsun?" diye soran düşünürlerini darağaçlarına gönderiyorlar. Fransız edebiyatçı Berthe Georges-Gaulis şunu demişti: "O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için ona uzaktan bakmak gerekir.."
Bu utanç verici zaafı artık aşalım.

DİĞER YENİ YAZILAR