Bir sabah ansızın!

Haberin Devamı

Asker vesayeti altına girmiş bir rejime Türk halkı bundan böyle geçit vermemelidir.

Darbeler çağının temelli kapandığına bizi inandıracak kanıt, demokratik hukuk devletinin her adımda, her zeminde kendini duyurmasıdır.

Ergenekon ve Balyoz davalarının sanıkları “darbe yapacaklar” diye yargılanıyor. 28 Şubat davası da darbe üstüne kurulu bir davadır ve aralarında üst düzey emekli askerlerin bulunduğu 62 kişi tutuklanarak hapse atılmıştır.

Ama 28 Şubat bir darbe değildir.

Dönemin sivil ve asker yöneticileri, içine girdiği kriz ortamından ülkeyi darbeye meydan vermeden kurtarmanın başarısını sağlamışlardır.

Tarih, daha önce darbe sebebi olan sorunları, meşru kurumları ve usulleri işleterek aşma becerisi gösteren dönemin önderlerini eminim ki övecektir.

MGK rejime yönelmiş tehlikeye karşı sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Öngörülen tedbirleri hayata geçirirken yaşanmış olan bazı ölçüsüzlükler elbette sorgulanmalı. Ama bir sınırı var:

Çevik Bir ne yaptı?

En yüksek devlet görevlerini icra etmiş insanların bunca yıl sonra rövanşist bir hınca kurban edilmeleri, yaşamına son verilen özel mahkemelere gönderilmeleri akla da vicdana da ters düşüyor.

28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı dün gözaltına alındı.

Neden davet edilmek yerine sabah gün ışımadan kapısına polisler gönderildi?

Psikolojik yöntemle diz çöktürme mi bu?

Karadayı’nın gözaltına alınması kimse için sürpriz olmadı.

Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Emekli Orgeneral Çevik Bir, irtica ile mücadeleye yönelik eylemlerin talimatını Başkan Karadayı’dan aldıklarını söylerken suç duyurusu yapıyor değildi.

28 Şubat’ta irticaya karşı tedbirlerin emir komuta zinciri içinde alınan kararlar olduğunu başka türlü kanıtlayamaz.

Yüce Divan yetkili

Emekli Orgeneral Karadayı tanıklığına başvurulacağını zaten tahmin ediyor ve davet bekliyordu.

Savcı eğer sanıklar arasına koymaya karar verecek olursa Karadayı’nın emekli Genelkurmay Başkanı olarak Yüce Divan’da yargılanması gerekecektir.

Bu konuda bir Anayasa hükmü vardır ve o değişikliği son pakette AKP iktidarı yapmıştır.

Ama hâlâ hukuk ihlâlleri ile güven kaybına uğrayan özel mahkemelere kurban sipariş eden çevreler devrededir.

Gerekçeleri de “Yüce Divan’da yargılanmak için, görevle ilişkili suç”un söz konusu olması gerekirmiş.

“Darbe suçu” görevle ilgili suç değil midir?

Görevi kötüye kullanmak, herhangi bir kişinin işleyebileceği bir suç mu?

Darbeci varsa sistem onları bulup cezalandırmalıdır.

Ama bunu hukuk devleti gibi yapmalıdır.

Darbeciler gibi değil!

DİĞER YENİ YAZILAR