Bir ölüm ve bir umut

Mutlu eden ölüm olur mu, oluyor. El Zerkavi'nin öldürüldüğü haberi bütün dünyayı mutlu etti...

Haberin Devamı

Mutlu eden ölüm olur mu, oluyor. El Zerkavi'nin öldürüldüğü haberi bütün dünyayı mutlu etti.

Çünkü o yalnız terörist değildi. Cinayetlerini Allah adına işleyen ve bu şekilde dini inancın kutsallığına ve evrenselliğine ihanet eden bir cani idi.

El Zerkavi, Irak'ta binlerce hayata mal olan bombalı saldırılardan, suikastlardan ve yabancı rehinelerin hunharca öldürülmelerinden sorumlu tutuluyordu.

Bir buçuk yıl önce Bin Ladin'in örgütüne katılan El Zerkavi yalnız işgal güçlerine direnmiyor, Müslüman halka ve komşu ülkelere zarar veriyor, sivilleri de hedef alan katliamlar uyguluyordu.

2003 Kasım'ında İstanbul'da 58 hayatı söndüren alçakça saldırıların uğursuz karar vericisi El Zerkavi'dir.

Irak'ta ekmek parası için çalışırken kaçırılan ve çoğu hunharca katledilen yüzü aşkın vatandaşımızın cellâtları da bu canavarın yoldan çıkardığı, dinden çıkardığı yaratıklardır.

El Kaide'nin yediği darbe, şiddet eylemleri ile özgür toplumlara diz çöktürülemeyeceğini kim bilir kaçıncı kez kanıtlamıştır.

Ama Irak Başbakanı El Maliki'nin dediği gibi "öldürülecek bir Zerkavi" her zaman bulunacaktır; terörle mücadelede bezginliğe asla düşmemek gerekiyor.

Bu olaylar herkese kendini baştan aşağı gözden geçirmesi için vesile olmalıdır.

Bulunduğumuz coğrafyanın aydınları, Müslüman kimliğinin terörizmle özdeşleşmesi haksızlığını hangi yanlışlar yarattı ve nasıl aşacağız sorusuna cevap ararken Amerika da kendisine yönelik nefretin sebeplerini ortadan kaldırmadan bu bataklıktan çıkmak mümkün değil gerçeğine ulaşmaya çalışmalıdır.

Medeniyetler arası barışın inkârını temsil eden Zerkavi'nin ölümü, yeni bir umudun doğuşuna işaret sayılabilir mi, bilemeyiz.

Ama inşallah demenin hiç bir zararı yok..

Araplar neyimizmiş?
Tayyip Erdoğan AKP'yi kurduğunda "Referansımız din değil, demokrasidir" demişti.

Ama boş bulunduğu her ortamda dinden yola çıkarak görüş açıklıyor. Dün Türk-Arap Ekonomi Forumu'nda konuşurken yine "sınır ihlâli" yaptı:

"Biz dostuğun ötesinde kardeşiz. Biz aynı medeniyeti paylaşıyoruz. Aynı medeniyetin mensuplarıyız. Acaba aynı medeniyeti paylaştığımız oranda alışveriş de yapıyor muyuz?"

Okumuş-yazmış danışmanları Başbakan'a suç büyüklüğünde hatalar yaptırıyorlar.

İslâm medeniyetini Arap medeniyeti saymak, Arap milliyetçiliğinin cambazlığıdır.

Türk'e Türk dememek için çeşit çeşit alt kimlik icat eden Başbakan bizim tarikatımızın "muasır medeniyet" olduğunu gözardı ederek ne kazanacağını zannediyor?

Arap sermayesini Türkiye'ye çekmek için katlanacağımız fedakârlığın bir sınırı olmalı!

DİĞER YENİ YAZILAR