Siyasetle dolup taşan bir gün yaşadık. ‘Demokratikleşme Paketi’ni tam incelemeden Cumhurbaşkanı Gül gündemin baş köşesine oturdu.
TBMM’nin yeni yasama yılı Gül’ün konuşması ile açıldı.
Cumhurbaşkanı, Gezi Parkı’nı merkez alan olaylardan fazlasıyla etkilenmiş olmalı ki konuşmasına Taksim’den girdi ve bu konudaki değerlendirmelerine uzun bir zaman ayırdı.
Birleşmiş Milletler toplantıları nedeniyle temas ettiği dünya liderleri de onu uyarmış ve etkilemiş olmalıdır.
Ve doğal olarak Gezi olaylarına görüştüğü dünya liderlerinin açısından bakarak meseleye yeni boyutlar kazandırmıştır.
Dün şöyle dedi:
“Gezi Parkı’nda çevre duyarlılığını ve şehir estetiği kaygılarını sergileyen gençlerin barışçı eylemlerini demokratik gelişkinliğimizin yeni bir tezahürü olarak gördüm.”
Cumhurbaşkanı uzun yıllar yargısız infazlarla, işkenceyle ve vahim insan hakları ihlâlleri ile anılmış ülkemizin bu kez gelişmiş demokrasilerde görmeye alıştığımız kaygı ve isteklerle gündeme gelmesinden mutluluk duyduğunu saklayamamıştır.
Abdullah Gül olayların başında “iyi niyetli mesajların alındığını” bu düşüncelerle açıkladığını belirtiyor.
İyi niyetlerle başlayan bu eylemlerin aşırı grupların istismarı yüzünden kamu düzenini bozan bir niteliğe büründüğünü söylüyor.
“Bu tecrübeden demokrasimizin katılımcı ve çoğulcu vasıflarını zenginleştirmek yolunda yararlanmalıyız” diyor.
Dikkat çektiği bir numaralı tehdit kutuplaşma, yaşatılmasını öğütlediği değer ise reformcu ruhtur.
Türban çözümü
Demokratikleşme paketi yabancı medyanın yayınlarında büyük yer tuttu.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez baş örtülü kadınlara parlamentonun ve kamu kuruluşlarının kapısını açan paket, dengeli ve soğukkanlı yorumlarla duyurulmuş..
Şimdi Ankara’da bu “reform”un kavga gürültüye meydan vermeden hayata geçirilmesi çalışmaları yapılıyor.
Silâhlı Kuvvetler ve Emniyet mensupları ile hâkimler ve savcılar kıyafet yönetmeliğinin kolaylığından yararlanamayacak.
Yönetmelikteki “baş daima açık” ifadesi çıkarılacak, “Sade ve sosyal hayatta kullanılan kıyafetler” seçimi özendirilerek kadın kamu çalışanlarının çarşaf veya mini etek giymeleri önlenecek.
Öğrencilerin ve kamu personelinin ibadetini engellemenin ceza kapsamına alınması ile ilgili bir çalışma yapılıyormuş.
En aşağılık suçlardan sabıkalı kişinin “gizli tanıklığı” ile masumları ömür boyu hapse mahkûm eden bir yargı ortamında “Allah hepimizi korusun” demekten başka ne yapabiliriz?
Bir öğüt bir tehdit
Haberin Devamı

