Bir gece ansızın

Haberin Devamı

ODTÜ’de öğrencilerin protestosuna abartılmış bir öfke ile tepki gösterenler şüphe uyandırıyor.

İktidar neyin peşinde?

Zaten bütün üniversiteler AKP’nin güvenine lâyık rektörlerin eline teslim edilmiş durumdadır.

ODTÜ’deki eyleme tepki gösteren rektörlerin sayısı ve hükümete destek olma dozu, üniversite yönetimlerini AKP’lileştirme operasyonunun amacına ulaştığını ortaya koymuştur.

Ama bu “başarı“ yetmiyor.

CHP lideri Kılıçdaroğlu dün “Gençlerin slogan atma, pankart açma gibi özgürlüklerine şiddet olarak bakan bir anlayışa karşıyız” dedi.

Akademisyen kökenli CHP Milletvekili Nur Serter de üniversite özerkliğini tümüyle kaldırıp üniversiteleri iktidara bağımlı kılacak olan yeni YÖK yasası için ortam hazırlandığını öne sürdü.

Ona göre üniversiteye 2500 polisle gidilmesi kışkırtmadır.

Böyle bir tablonun gerçekten de tahrik nedeni olacağını karar vericilerin düşünememiş olması mümkün müdür?

Siyasetçiler dikkatli olmalı, kutuplaşmış öğrencileri ve öğretim elemanlarını kışkırtmaktan uzak durmalıdır.

Özgürlüğü daralmış bir üniversite iktidarın gücünü arttırmaz.

Sadece Türkiye’nin uluslararası alanda daha zavallı duruma düşmesine yol açar.

Şiddete başvurmadığı sürece her fikrin serbestçe ifade edildiği üniversitelere kavuşmamız lâzım.

Bunu enine boyuna tartışarak gerçekleştirmeliyiz.

Yeni YÖK yasa tasarısı haberli gelsin; bir gece ansızın gelmesin.

“Yok artık” diyemeyiz

Yasa dışı dinlemelere karşı gereken tedbirleri almamak pahalıya mal olabilir.

Böcekler o kadar çoğalmış, böcekleri kullananlar öylesine cüret kazanmış ki Başbakan’ın konuşmalarını bile dinlemenin çaresini bulmuşlar.

Bu rezaletin panzehiri, Ulaştırma Bakanı’nın dediği gibi telefon kullanmamak değildir.

Rezaletin kazandığı boyutlar geleceğimizi de mayınlı bir alana dönüştürüyor.

Şantaj ve komplo çevreleri kim bilir ne çok malzeme toplamışlardır?

İktidarın tavrı zavallılıktır.

Başbakan “Beni bile dinliyorlar” dediği için kimse sesini yükseltmeye cesaret edemiyor.

Başbakan’a mağdur dokunulmazlığı kazandırmak için bu böcekleri cin fikirli danışmanların bizzat taktırdıklarından şüphelenenlere “yok artık” demek doğru olmayabilir...

Hem suç, hem günah

Rahmetli Turgut Özal’ın çilesi kabrinde de sürüyor.

Oğlu Ahmet Özal, “ölümü zehirlenme değil” raporuna inanmadığı için yeni hamlelere hazırlık yapıyor.

Dün medyaya, babasının öldürüldü iddiasını doğruladığına inandığı bazı fotoğraflar gösterdi.

Ancak fotoğrafların asılları Ahmet Özal’ı yalanladı.

Definden önce kesilen saçları savcıya götüreceğini söyledi.

Niye daha önce götürüp vermemiş?

“O zaman mezarını açmazlardı” diye savunuyor.

Mezarı açıldığı gün verebilirdi; niye vermedi?

Delil saklamak suçtur.

Tazminat davası açacak bir sebep aramak uğruna rahmetliye azap çektirmek ise günahtır!

DİĞER YENİ YAZILAR