Parçası ve çoğunlukla mağduru olduğumuz belâlı coğrafya, nurtopu gibi bir kriz daha dünyaya getirdi.
İran'ın tehditlere rağmen nükleer programına yeniden başlaması üzerine Berlin'de buluşan ingiltere, Fransa ve Almanya dışişleri bakanları sorunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne götürmeye karar verdiler.
AB'nin üç patronu, bu karan eyleme dönüştürmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nı acil toplantıya çağırdı.
Bati dünyası İran'ın nükleer bomba peşinde olduğuna inanıyor. Bu haberlerin Irak savaşı öncesi dünya kamuoyunu Saddam rejimine karşı kışkırtmak amacıyla üretilmiş yalanlarla benzerliği olabilir mi?
Henüz bilmiyoruz ama İngiliz The Guardian gazetesinin geçen hafta verdiği habere göre dört AB ülkesi gizli servislerinin hazırladığı ortak rapor açıkça şunu diyor:
"İran nükleer bomba için gizli gizli uzman ve teknik ekipman arıyor!"
Tehlikeli tırmanış
Rapora göre Tahran'in peşinde olduğu nükleer silâh İsrail'i, Güney Avrupa'yı ve tabii
Türkiye'yi menzili içine alacaktır.
Amerika ve Avrupa Birliği, terör örgütlerine destek sağlayan İran'ı durduramamanın, bölgede demokrasi ile yönetilmeyen radikal rejimleri tahrik edeceğinden korkuyor.
BM Güvenlik Konseyi tehdidine İran Cumhurbaşkanı dün meydan okuma tonu ile karşılık verdi hemen: Önce nükleer silâh üretmek peşinde olmadıklarını iddia etti sonra da "Korkmuyoruz, çünkü onların bize on kat daha fazla ihtiyacı var" dedi.
İran bir ambargoya hedef yapılma riskini, misilleme olarak petrol ambargosu uygulama tehdidi ile göğüsleyeceğine inanıyor.
Sakar elde atom
Krizin büyüyüp askeri müdahale aşamasına dayanması Türkiye'nin görmek istemeyeceği siyasi ve ekonomik faturaları nedeniyle asla katlanamayacağı bir ihtimaldir.
Nitekim dün Ankara, Tahran yönetimini uzlaşmaya çağıran bir tepki verdi. Dışişleri Bakanlığı, nükleer programına yeniden başlayan İran'ın AB ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam işbirliğine gecikmeksizin gitmesinin temenni edildiğini resmi açıklama ile duyurdu.
Komşuluk ve din kardeşliği tabii önemlidir ama rejimi demokrasi olmayan bir komşunun atom silâhı merakından vazgeçirilmesi belki daha bile önemlidir.
Ankara'nın bu rolünü oynarken ABD'yi huy haline gelmiş yanlışlarını tekrarlamaktan vazgeçirme şansı da olacaktır. Amerika'nın yalnız desteği değil, düşmanlığı da Saddam tipi diktatörler üretiyor.
Yani ambargo müeyyidesini çok dikkatli kullanmak gerekiyor.
Irak'a yönelik acımasız ambargonun Irak halkını Saddam'in arkasında nasıl ölümüne bir
araya getirdiği hiç hatırdan çıkarılmamalıdır.
Aynı yanlışı İran'da tekrarlamanın bedeli çok daha ağır olur!
Bir bu eksikti!
Parçası ve çoğunlukla mağduru olduğumuz belâlı coğrafya, nurtopu gibi bir kriz daha dünyaya getirdi.
Haberin Devamı

