Devletin ve resmi ilişkilerin yarısı şekil şartına dayanır. Dün alışılmış şartlara uymayan bir buluşma gerçekleşti.
Başbakan, Genelkurmay Başkanı'nı aradan çıkanp bir kuvvet komutanını doğrudan muhatap alarak onunla 1,5 saat baş başa konuşmuşsa önemli bir şeyler oluyor demektir.
Şemdinli olayları ardından devletin zirvesinde sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Toplum da hayatını etkileyen bu gerginliğe taraf olmuştur.
Ama bakıyoruz, bu olağandışı uzun görüşme ardından Kara Kuvvetleri Komutanı açıklama bekleyen gazetecilere el sallayarak geçip gidiyor, Başbakan da Cuma'dan çıkarken bu görüşmenin programlı mı olduğunu soran meslekdaşlarımıza "Çok teşekkür ederim. İyisiniz..." diye espri yapıyor.
Kendisi gazeteci olsa, böyle davranan başbakan için eminiz "Artistlik yapıyor" derdi.
Biz asabiyet göstermek yerine nükte yapmaya çaba harcayan Başbakan'ın gayretini olumlu bir ilerleme sayıyoruz.
Ama bu iyi niyet, Kara Kuvvetleri Komutanı ile yaptığı program dışı görüşme hakkında millete açıklamada bulunma sorumluluğundan kendisini kurtarmaz.
Başbakanlık kaynakları, görüşme gündeminin Şemdinli olayları ve onu izleyen sıkıntılı gelişmeler olduğunu bildiriyorlar.
Buluşmayı izleyen yansımalar, iki tarafın da memnun olduğunu gösteriyor. Bu bir uzlaşmanın varlığını işaret eder. Tamam da uzlaşma noktası ne?
Şemdinli yüzünden yargı da, iktidar da, askerler de ağır yaralar aldı.
Uzlaşma hangi yaraları sardı? Hangi noktalarda görüş birlikleri sağlandı? Bunları bilmeye hakkımız var.
Diyalog ve uzlaşma iyi şeydir.
Ama halktan gizlenen uzlaşmalardan korkmak lâzımdır!
Önce söyletirler, sonra...
Eskiden başbakanlar işadamlarını bu kadar sabırla dinlemezlerdi.
Geçen gün İstanbul Sanayi Odası'nda sanayiciler dinleyen bir başbakan bulunca içlerindekileri döktüler.
Yaptıkları eleştirilerin Başbakan Erdoğan'ın içinde büyüdüğünü, iş işten geçtikten sonra fark ettiler.
Başbakan Erdoğan'ın cevapları kimine göre patlama, kimine göre azarlama şiddet ve hiddetinde oldu.
İşadamları birkaç gündür, Şair Eşrefin İkinci Meşrutiyet'le gelen eksik hürriyet havasını hicveden bir şiirini telefonda birbirlerine okuyarak hem doksan yılda hükümet-vatandaş ilişkilerinde fazla bir şey değişmediğini tarihi dinleyerek öğreniyorlar, hem eğleniyorlar. Bakın...
Devri istibdatta söz söylemek memnu idi;
Söyler isen ağlatırlardı ananı.
Şimdi devri hürriyetteyiz;
Önce söyletirler, sonra severler ananı!
Bilmek hakkımız
Devletin ve resmi ilişkilerin yarısı şekil şartına dayanır. Dün alışılmış şartlara uymayan bir buluşma gerçekleşti...
Haberin Devamı

