Bilmek hakkımız

Toplumsal bir rüyanın gerçekleşmesi yolunda bir başarı elde edildiği zamanlar hep böyle olur..

Haberin Devamı

Toplumsal bir rüyanın gerçekleşmesi yolunda bir başarı elde edildiği zamanlar hep böyle olur..

"Yaşa.. Varol" sesleri arasında keyfekeder ayrıntıların bayram havasını bozmasına imkân verilmez.

Bizde de o oldu.

Türkiye'ye "tam üyelik" hedefli müzakere tarihi verilmesi ile ilgili AB Zirvesi sonuç bildirisi zemberek gibi gerilmiş sinirlerin boşalması sırasında konfeti gibi havalara savruldu.

Ancak İsveç Başbakanı Goran Persson'un dünkü açıklaması, yerlere saçılmış bildiri sayfalarını toplayıp yeniden okumak ve zirve sonuçlarını yeniden değerlendirmek mecburiyetini yüklüyor şimdi.

Başbakan Erdoğan'ın yeteri kadar direnemediğini ve aceleci davranıp "şartlı üyelik"i kabul ettiğini söyleyen İsveç Başbakanı "Biz olsaydık bu şartlı üyelik konusunu kabul etmezdik. Ama Türkiye kabul etmeye yönelince biz öne çıkıp engel olmak istemedik" dedi.

Beyaz yalanlar
Kıbrıs, serbest dolaşım ve garanti edilmiş tam üyelik konularında zorlu pazarlıklara taraf olacağımız önceden belli idi.

Siyasi kulisten kamuoyuna yansıyan bilgiler, Türk tezlerinin kabul gördüğü doğrultusunda oldu. Türkiye Kıbrıs konusunda yazılı bir taahhütte bulunmuyor, sınırlamalar "kalıcı" niteliğinden arındırılıyor ve üyelik koşullarını yerine getirememesi halinde işletilecek "özel statü" kararı, sadece Türkiye'nin talebine bağlı bir seçenek oluyordu.

Zirve bildirisinin yarattığı bayram havası, işte bu ön kabullere dayanmıştı. Fakat şimdi gerçeğin farklı olduğu görülüyor.

Kıbrıs'la ilgili karar, Rauf Denktaş'ı bile tatmin etmiştir. Onu geçelim..

Ama "daimi kısıtlamalar" kelime oyunları ile biraz bulandırılmış olsa bile metinde aynen kalmıştır.

Halka güvenin
İsveç Başbakanı'nın değindiği asıl sorun, şu cümledir:

"Üyeliğe aday ülke eğer üyelik zorunluluklarını yerine getiremezse AB'ye mümkün olan en güçlü bağlarla bağlanacaktır."

Aynı bölümde bu kararı AB'nin vereceği ve sadece Türkiye'yi dinleyeceği ifade ediliyor. Yani özel statü kararının sadece Türkiye'nin talebi ile gündeme gelecek bir sonuç olmadığı görülüyor.

Ne yapalım şimdi, mutluluk ve umutlarımıza son mu verelim?

Hayır. Çünkü Türkiye Kopenhag kriterlerini yerine getirmiş bir ülke olarak tam üyelik ortak hedefi ile AB'den müzakere tarihi almıştır.

Verilen kalite belgesi ve müzakerelere başlama hakkı bizden geri alınamaz.

Şu andaki ihtiyacımız, gerçekleri eksiksiz bilmektir. Önümüzdeki geleceği yalanlar ve kandırmacalarla kuramayız.

Hükümet Türkiye'nin gücüne ve halkın iradesine güvenmeli, tüm gerçekleri onunla paylaşmalıdır.

Diplomasinin kaldıramadığı şartları anlamsız kılmak ancak böyle mümkün olabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR