Bilmek hakkımız

Vatan bugün terör olayları nedeniyle hayati önem kazanan bir soruyu tartışmaya açıyor. Soru manşette: Hangisi doğru?

Haberin Devamı

Vatan bugün terör olayları nedeniyle hayati önem kazanan bir soruyu tartışmaya açıyor.

Soru manşette: Hangisi doğru?

Amerika'nın yaptığı gibi terör saldırısı ihtimali halka açıklanmalı mı, yoksa Türkiye'deki yöneticilerin genellikle benimsedikleri gibi panik çıkmasın diye saklanmalı mı?

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Boucher önceki gün, terörist tehditle ilgili alarm durumunun bir derece yükseltildiğini haber verdikten sonra El Kaide'nin kimyasal ve biyolojik silâhlar kullanarak saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu.

Washington'un "ne olur ne olmaz" mantığı ile terör örgütünün korku yaratma amacına hizmet etmesi, ekonomik ve sosyal canlanmanın doruğa çıktığı bir tatil döneminde turizmi ve alış verişi baltalayıp insanları tedirgin ve mutsuz etmek istemesi mümkün değildir.

Tedbirlerin ve uyarıların, sağlam istihbarat bilgilerine dayandığına şüphe yoktur.

İyi ile kötü farkı..
Sözcü Boucher, El Kaide'nin aynı yeri birden fazla vurduğu gerçeğinden hareket eden değerlendirmelerin Amerika, Basra Körfezi ülkeleri ve Türkiye'ye yönelik endişeler doğurduğunu açıklamıştır.

Washington'u turuncu alarma geçiren istihbarat bilgilerinin Türkiye ile paylaşılmadığı düşünülemez.

Evet, güvenlik birimleri Amerika'dan sağlanan istihbarat bilgilerini değerlendirerek gereken tedbirleri mutlaka alıyor ve almaktadır.

Ama niçin bundan emin olamıyoruz?

Bizim de bir tehdit durumunun varlığını ve yüksek risk taşıyan yerleri bilmeye hakkımız yok mu?

Tabii ki gereksiz telâş, terör örgütünün yaratmaya çalıştığı korkuyu onlara zahmetsiz sağlayan yanlışlar doğurur. Toplumu, beşinci kol faaliyetine açık hale getirir.

Doğru ama iyi ve kötü yönetimleri birbirinden ayıran fark burada yatıyor.

Terörün panzehiri
İnsan haklarına gerçekten saygılı bir yönetim, hiç bir gerekçe ile halkını can güvenliği konusunda karanlıkta bırakamaz.

Ekonomi zarar görmesin diye insanların yüksek risk bölgelerinde, tehlikeden habersiz dolaşmasına razı olamaz.

Bu politika teröre karşı güçlü görünmenin çaresi değildir.

İnsan hayatına, vatandaşların bilgi edinme ve onu kullanarak kendini koruma hakkına saygılı rejimler, her alanda olduğu gibi terörle mücadelede de daha güçlü oluyor.

Hükümet ve güvenlik makamları, ne olup bittiğini, risk taşıyan yerleri, buralarda ne tedbir alındığını kamuoyuna açıklamalıdır.

Çünkü şüpheli bir sessizlik değil, tehlikenin farkında olduğunu belli eden, bilgilendirme yolu ile halkıyla dayanışan bir yönetim anlayışı, saldırıya niyetlenen örgütü tekrar düşünmeye sevkeder.

Bu bilinç ve işbirliğinin ideal derinliğe ulaşması, ülkeyi hedef olmaktan bile kurtarabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR