Genelkurmay’ın bildirisi Türkiye’nin AB sicili için bir kırık not değil midir? Öyledir.
International Herald Tribune gazetesinde Avrupalı bazı önemli siyasetçi, gazeteci ve düşünce önderi kişinin imza koydukları bir açık mektup yayınlandı.
Mektup doğrudan Türk halkını hedef alıyor.
Avrupalı aydınların, AB’ye girmek isteyen bir ülkede demokrasiye ters gelişmeler olmuşsa tavır almaya hakları vardır. Genelkurmay’ın muhtıra tonundaki çıkışına alkış tutmaları elbette beklenemezdi.
Ama “jeton” niye bu kadar geç düştü? Genelkurmay açıklamasının üzerinden 20 gün geçti. Yeni mi uyandılar?
Açık mektuba imza koyanlar arasındaki AB zemininde yakın ilişkiler kurulmuş kişilerin Askerin çıkışının demokrasiye zarar verdiği tespiti doğrudur. O açıklamanın her şeyden önce, laik cumhuriyeti tehlike altında görerek meydanları dolduran milyonlara haksızlık olduğunu söylemek gerekir.
Nereden biliyorlar?
İrtica tehdidi karşısında “Silâhsız Kuvvetler”i göreve çağıran, cumhuriyeti koruma sorumluluğunu üstlenmesi için sivil güçlere çağrı yapan TSK’nın tam da bu hayalin gerçekleştiği bir aşamada çıkış yapması talihsiz olmuştur.
Ama şu da doğru: Avrupalı aydınlar “Laikliğin tehdit altında olduğu abartılmıştır” diyorlar, onların da bunu iddia etmeye hakları yok!
AKP iktidarı bürokrasinin 1 numarası olan Başbakanlık Müsteşarlığı makamına “Cumhuriyetin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin, daha Müslüman bir yapıya devredilmesi zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum” diyen birini oturtmuştur.
Bırakın öteki işgal karakterli kadrolaşmaları, tek başına bu örnek bile, Avrupalı erdemleri ile övünen insanları “tehdit abartılıyor” demekten alıkoyar. Açık mektuptaki bu cümle de hatıra dayalı bir sipariş kokusu uyandırıyor.
Vitrin ve depo
Başbakan Erdoğan’ın, sahip bulunduklarını savunduğu yüksek standartlar gerçekten var olsa, Avrupa’dan gelen bildiri teşekkür almaz, vazgeçilmesi konusunda samimi çabalara muhatap olurdu.
Bir iktidar askeriyle çatışarak ve bu çatışmada yabancı destekçiler sağlayarak halktan daha çok oy almaz. Ülke daha demokrat olmaz.
Laiklikle sürdürdüğü gizli çatışma yüzünden AKP iktidarı büyük bir kesimin güvenini kazanamıyor. Ertuğrul Özkök Başbakan’a “Başı açık diye eşi hak ettiği göreve tayin edilmeyen bir kadın gelse, sahip çıkar mısınız?” diye sormuş, o da “Öyle bir sıkıntısı olan bana gelsin” cevabını vermiş.
Başbakanımızın espri yeteneği demokrasimizden daha hızlı gelişiyor!
Türkiye’de demokrasinin kazaya uğramadan ilerlemesi, ulusal egemenliği maymuncuk gibi kullanmak isteyenlerin kafayı değiştirmesi, laikliği hazmetmesi ve dinle oynamamasına bağlıdır.
AKP önderleri seçimde “ciddi bir vitrin değişikliği” yapılacağının müjdesini veriyorlar. Bu müjde değil yeni bir takıyyedir.
Vitrin kandırmak içindir, önemli olan depodur. Depoda ne var, kim var; ondan haber versinler!
Bildiri ve AKP
Haberin Devamı

