Bildiğiniz gibi..

Haber hayatın barometresidir. İnsanlar hal hatır bile sorarken daha temiz ve daha adil bir yaşamın müjdesini duymak isterler.

Haberin Devamı

Haber hayatın barometresidir. İnsanlar hal hatır bile sorarken daha temiz ve daha adil bir yaşamın müjdesini duymak isterler.

"Ne var, ne yok?" diye soracak olursanız cevabım şudur:

- Her şey bildiğiniz gibi!..

Partizanlık, iltimas, yolsuzluk nasıl gelmişse öyle gidiyor. Yani en azından bu alanda yeni ve iyi bir haber yok..

İzmir Limanı'nın yıllık geliri 70 milyon doları bulan yükleme ve boşaltma işleri, Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı TCDD Genel Müdürlüğü tarafından biri anlaşma tarihinden iki gün önce, diğeri bir gün önce kurulan iki şirkete ihalesiz olarak verildi.

Eski bir AKP üyesi ile Adnan Hoca davasında tutuklu yargılanan bir kişi, şirketierin ortakları arasında yer alıyor.

Yasa ve yönetmeliklerin defalarca tecavüze uğraması pahasına göze alınan bu cüretin kaynağında ne yatıyor? Herhalde kamu menfaati yatmıyor!

Çünkü bu acayip işte rekabet hukuku delik deşik edilirken kamunun hakları da peşkeş çekilmiştir.

İktidar zenginleri
İzmir Limanı'ndaki işin çapı ve niteliği, Rekabet Kurulu'ndan görüş alınmasını gerektiriyordu. TCDD'nin tekel yetkisi bu sözleşmelerle özel bir şirkete, ihalesiz olarak hem de 15 yıl süreyle devredilmiştir.

Yasaya göre Özelleştirme İdaresi tarafından yürütülmesi gereken bu işi, ihaleye çıkılacak olsaydı bu şirketler alamayacaklardı. Çünkü kamu ihaleleriyle ilgili yönetmeliğin şart koştuğu niteliklere ikisi de sahip bulunmuyor.

Yangından mal mı kaçırılıyor?

Bu çapta bir iş, nasıl ihalesiz verilebiliyor?

Bu kanunsuzluk ve açgözlülüğün gizli kalmayacağını karar vericiler neden tahmin edemiyor?

Şöyle diyenler çıkabilir:

"Gelmiş geçmiş bütün iktidarlar devlet eliyle eş, dost, yandaş zengin ettiler, kendi zenginlerini bu yolla oluşturdular.."

Evet ama onlar böyle yaptıkları için gittiler. AKP de arsızlık ve hırsızlıklara son vereceğini söylediği için geldi.

Samimiyet sınavı
Bu acayip oyunun Ulaştırma Bakanı'ndan habersiz çevrildiği düşünülemez.

O nedenle olaya Başbakan Erdoğan hemen el koymalı, organize suç görüntüsü veren gizli kapaklı tahsisi inceletip sorumlularından hesap sorulmasını sağlamalıdır.

Her fırsatta yakındığı "bürokratik oligarşinin alternatifi, İzmir Limanı'nda ihalesiz tahsis oyununa maşa olan bürokrat tipleri ise eksik olsun!

Başbakan, seçimden önce verdiği dokunulmazlıkları kaldıracağı sözünü tutmadı. O nedenle yargının Ulaştırma Bakanı'na hesap sorması mümkün değil.

Büyük ihtimalle Bakan'ın bilgisi tahtında işi bitiren bürokratların soruşturulması ilgili âmirin iznine bağlı olduğuna göre Ulaştırma Bakanı "Gelin şu çapanoğlunu çözün" diye savcıları çağırır mı?

Kendisini de içine çekmesi muhtemel bir girdaba izin verir mi?

Başbakan hiç değilse, bu oyunu bozmalı ve olayın aydınlatılması için adaletin önünü açmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR