Her musibet, terör örgütüyle asla pazarlık yapılmayacağını akılsız kafamıza tekrar tekrar vuruyor!
Dünyada PKK türü terör örgütleri kalmadı.
Yılların tecrübeleri şunu da öğretti ki insan hayatına saldırmanın bahanesi yoktur ve bu yolla hiçbir devlet boyun eğmeye mecbur edilememiştir.
“Açılım sayesinde acaba bir şans elde ettik mi?” sorusundan doğan ümit, sürecek mi sönecek mi; cevap bıçağın sırtında...
Dün Tokat’ın Reşadiye İlçesi’nde pusuya düşürülen devriye aracında yedi Mehmetçik şehit oldu.
Yurt çapında üzüntü ve nefret uyandıran bu eylemin mesajı, amacı nedir?
Bir tarafta terörü sonlandırmak isteyen bir toplum ve taviz politikalarını bile göze almış bir yönetim var ama karşıda da kalleş bir katil sürüsü...
Saldırılar anlaşılır bir talep içermiyor.
Adeta terör için terör...
Dikkat edilecek olursa hak ve özgürlük adımları atıldıkça çözüm yolunda ilerleme kaydedilmiyor; tam tersine, tahriklerle kavga çıkarılıyor.
İmralı’daki elebaşı, Kürtlerin hakları bahanesiyle kendisini çözümün merkezine koyuyor, kandırdığı ve kışkırttığı insanların sırtından dünyanın en onursuz siyasetini yürütüyor.
Narkozsuz ameliyat
Bu siyasetin işe yaraması Türkiye için utanç vericidir. Bir yalan rüzgârı ülkenin dört bir yanında kitleleri sokağa döküyor ve şiddet üretiyorsa bunun müsebbiplerini aramak gerekir.
Ne yazık ki bu arayış bizi, terör seçeneğini demokratik meşruiyeti ile tasfiye etmesi gereken bir partiye götürüyor.
Bugün Anayasa Mahkemesi, DTP hakkındaki kapatma davasını ele alacak.
İspanya’da terörü eleştirmediği gerekçesiyle bir partinin kapatıldığı dönemde bizdeki DTP’nin lideri, 40 bin ölümden sorumlu PKK’nın ve başındaki caninin Kürt halkı için önemli olduğunu söyleyebilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin eski başkanlarından Yekta Güngör Özden dün devletin sürüklendiği açmazı dramatik biçimde ifade ediyordu:
“DTP’nin kapatılmasına çok fazla neden var. Bunları yapanları kapatmazsanız sonrakileri ne yapacaksınız? Kapatılırsa da ayaklanmalar başlayacak...”
Ülke basiretsiz ellerde “kırk katır mı, kırk satır mı” seçenekleri arasında seçim yapmaya mecbur kalıyor.
AKP iktidarının narkozsuz bir özeleştiri ameliyatı geçirmeye ihtiyacı var.
Serap’ı öldüren nefret
Politikanın yerini entrika almıştır. Açıklık ve dürüstlük geri getirilmezse toplumdaki güven bunalımı derinleşecek, bölücü örgütün melâneti daha elverişli ortamlar bulacaktır.
İşaretler şiddetin yeniden tırmanışa geçeceğini işaret ediyor. DTP Eşbaşkanı Emine Ayna dün tehdit etti:
“Tabanımız bize dağa gidin diyor!”
Dün yaşadığımız elim bir kayıp ve değişik kentlerdeki şiddet eylemleri PKK ve maşalarının şehirleri de rahat bırakmayacağını gösteriyor.
8 Kasım’da İstanbul’da bir belediye otobüsüne atılan molotof kokteyli 17 yaşındaki Serap Eser’i yaralamıştı. O güzel kız, güzel hayallerinden aldığı güçle düne kadar direndi ama dün teslim oldu.
Serap’ı öldüren nefrete lânet olsun!
Örgüt, eylemlerinde çocukları daha çok kullanmaya başladı.
Kendi çocuklarına bile acımayan, onları insanlık suçları işlemeye sevkedecek kadar sevgiden ve merhametten yoksun yaratıklar var karşımızda.
Kimse sahip çıkmasın; onlar, köken farklarına bakmadan bu ülkede yaşayan tüm insanların düşmanıdır.
Korunmak için dikkatli olalım ama onlara kızıp demokratik hakları genişletmekten vazgeçmeyelim...
Bıçak sırtı
Haberin Devamı

