Toplumların uygarlık düzeylerini ölçümlerken kullanılan parametrelerden biri de polisin vatandaşlara davranış biçimidir.
Amerikan filmlerinde polisin suçlulara haklarını okuduklan sahneleri yakın zamana kadar imrenerek izlerdik. Artık bizim yasalarımız da aynı şeyi emrediyor.
Henüz yaygın olarak uygulanmıyor ama uygulanacak. Çünkü yasaya giren bir kurala direnilemez, önünde sonunda uyulacaktır.
Polisin belki tuhafına gidiyor, hatta bazıları halkı bu kadar özene lâyık görmüyordur kimbilir?.. Çünkü Türkiye'de polis eskiden beri suçluları yakalamak, hatta mahkemeye gitmeden cezalandırmak için var oldu.
Oysa uygar ülkelerde polisin birinci görevi vatandaşı ve düzeni korumaktır.
Az gelişmiş toplumun polisi için ise öncelik suçluyu yakalamaktır; halkın bu sırada zarar görüp görmemesi teferruattır..
Sezen Aksu'nun Antalya'da konser verdiği kulübün önünde tatsız bir olay yaşandı. Bazı müşterilerle özel güvenlik elemanlan arasında çıkan kavgayı ayırmakta yetersiz kalan polisler biber gazı kullandılar.
Kavgadan habersiz izleyiciler, konser alanına yayılan gazın etkisiyle gözleri yaşatıp solunum güçlüğü hissedince, kimyasal silâh kullanan teröristlerin saldırısına uğradıklarını sandılar.
Geçen yıl polis İnönü'deki bir maçta kavga bastırırken biber gazı kullanmış ve o tecrübeyi ben de yaşamıştım. Korkunçtu..
Eğitim sırasında polislerin bu tür silâhların etkilerini kendi üzerlerinde denemeleri sağlanmalı. O zaman kadınlara, çocuklara ve yaşlılara zarar vermeden önce çarelerin tükenip tükenmediğine dikkat edeceklerdir.
Askeri uçak kazalarının yansından fazlasına aynı kahramanlık hikâyesi yazılır:
"Atlayıp kurtulabilirdi ama köyü kurtarmak uğruna kendini feda etti.."
Öyle midir, değil midir kimse bilemez. Ama halk, askeri ve polisi böyle kritik karar anlarında öyle görmek istiyor. Onlara fedakârlık ve cesaretle örülmüş bir kahraman rütbesi verirken, geride kalanlara da bu örnek yardımıyla misyon yüklüyor.
Aslında hak ettiği şeyi istiyor.
Fedakâr ve cesur olmak, devletin silâh verdiği insanlar için bir tercih değil görevdir!
Böyle uyarı olmaz
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nda nöbet değişikliği oldu.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. ismet Vildan Alptekin, görevi Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Emin Alıcı'ya devrederken önemli mesajlar verdi.
Ama değerlerine sahip bir toplumda kıyamet koparacak uyanlar, hiçbir yankı yaratmadan kaybolup gitti.
Prof. Alptekin'e göre üniversiteler "kaygı verici saldırılara hedef" olmaktadır.
Amaç da "üniversitelerin çağdaş, laik, Cumhuriyet ilkelerine bağlı yapılarını bozmak ve onları ele geçirmek"tir.
Bazı makamlar, topluma açık mesajları, ilerde "Ben uyan görevimi yapmıştım" diyebilmek için vermezler.
Tehlike karşısında korumakla yükümlü oldukları kurumlan ve değerleri savunmakta halkın yardımını almak için verirler.
Üniversitelerarası Kurul tehlike "ihbar" ettiğine göre tehdidin kaynağını kanıtlarla ortaya koymak zorundadır.
Aksi halde toplumdan yardım almak mümkün olmayacaktır!
Biber gazı..
Toplumların uygarlık düzeylerini ölçümlerken kullanılan parametrelerden biri de polisin vatandaşlara davranış biçimidir
Haberin Devamı

