Bizim geleneğimiz “öldüreceğim” diye üstümüze gelene “ölmeyeceğim” diye direnmektir.
PKK ihanetine karşı verilen mücadeleyi de böyle görmek ve bazı şehit ailelerinin kamuoyunda yankılanan itiraz seslerini amacından saptırmamak lâzım.
Kimse evlâdını, eşini, kardeşini vatan uğruna kaybetmiş insanlarla vatanseverlik yarışı yapmaya kalkmasın.
Onların duygu ağırlıklı sözlerini akıldan yoksun göstermeye yeltenmesin. Beyhudedir..
O sesler sadece soylu acıları yansıtmıyor, can ve kan pahasına kazanılmış değerli tecrübeleri bize taşıyor.
Devrim Sevimay’ın röportajında var: Bir şehit yakını cenazede bir bakanı gülerken görünce sinirlenip bağırmış. Başbakan da “Yakalayın o adamı getirin buraya” diye emir vermiş. Kendisine “şehit babasıdır” demeleri üzerine vazgeçmiş.
Modern toplumlar, gerçek bir savaşın ortasında bile yanlışı eleştirmekten sakınmıyor. Doğruyu aramak savaş zamanı daha bile gerekli değil mi?
Öyledir ama Türkiye’de yanlışları herkes söyleyemez. Başı derde girer. Şehit aileleri, kutsal fedakârlıklarının dokunulmazlık ayrıcalığına sahip oldukları için eleştirilerini altın bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir.
Onlar “PKK’nın tuzağına” düşmüyorlar, tersine PKK’yı bitirecek süreci hızlandıracak şeyler söylüyorlar. Toplum vicdanını rahatsız eden adaletsizlik lâvları onların volkanıyla açığa çıkıyor.
Çocuklarını yitirmişler, kendileri için bir şey isteyemezler. İstedikleri, geride kalan fidanların ziyan olmaması, bölücü ihanetin kökünün kazınmasıdır.
Siyasetçilerin ve varlıklı ailelerin çocukları da katılsın, her Mehmetçik’in son teknoloji ürünü çelik yeleği olsun, özel tim yaygınlaşsın demeleri, nasıl PKK’nın tuzağına düşmek oluyor? PKK’yı bitirecek tedbirler bunlar.
Zırhlı makam araçlarıyla gezmek siyasetçilerin güvenliğini arttırıyor ama halkla ve gerçeklerle olan ilişkilerini çok zayıflatıyor!
Seçim dönemi başladı!
AKP, İstanbul Belediyesi eliyle 2007 genel seçimi çalışmalarını başlatmış bulunuyor.
Hayırlı olsun, Allah kabul etsin!
Ramazan nedeniyle 600 bin aileye 25 YTL’lik alış veriş çekleri dağıtılması daha başka nasıl yorumlanabilir?
Yoksul ailelere sebep bile aramadan yardım edilmesi, elbette övgüye lâyıktır ama şartı var.
Halktan toplanan vergilerle yoksullara yardım yapılacaksa bu hiç değilse siyasal kimliği olmayan yardım kuruluşları eliyle yapılmalıydı.
Ama AKP, 600 bin eve ulaşma, o aileleri teşekkür borcu altına sokma fırsatını feda edemedi.
Gelecek yıl seçim var ve büyük ihtimalle iktidar tarihini Ramazan ayına denk getirecektir.
Haksız rekabet değil mi bu?
Elbette öyledir ama kabahat AKP’yi yönetenlerden çok parti amblemindeki A harfinin Adalet diye okunacağını zannedenlerdedir!

