Beş ayda üç gensoruya hedef olmuş bir Maliye Bakanı yoktur.
Kemal Unakıtan bu özelliği ile tarihe geçecektir.
İktidarın basan elde ettiği alanlarda önemli payı bulunsa da onun ayırıcı özelliği yıkıcı yolsuzluk iddiaları karşısındaki "dayanıklılığı" olacaktır.
Ama gelişmiş toplumlar böylesi direnişlere en azından "pişkinlik" diyorlar ve tepki gösterirken hiç nazik davranmıyorlar.
Türkiye de inşallah gelişecek ve bu çapta bir güvensizliğe hedef olmuş bakanları sırtında taşımayacak. Şimdi taşıyor. Taşıdığı için de buna mecbur kalmış olmanın isyanı içinde büyüyor ve seçimde patlıyor.
AKP iktidarı böyle bir patlamanın ürünüdür.
Şimdi ise kendi sonunu getirecek patlamayı üreten gafleti temsil ediyor.
Kimse CHP'y i suçlamasın. "Meclis'teki sayın belli. Düşüremeyeceğini bile bile iki gensoru verdin; üçüncünün manası ne?" demesin.
Unakıtan'a yöneltilen suçlamaların listesi her gün uzuyor. Maliye Bakanı, çocuklarıyla işbirliği
içinde nüfuzunu kötüye kullanarak haksız menfaat elde etmekle suçlanıyor.
Birinci gensoruda olayları tam kavrayamadıkları için AKP milletvekilleri Unakıtan'ı kurtarmış olabilirler., ikincide "parti dayanışmasıdır" diye vicdanlarına taş basıp red oyu kullanmış olabilirler.
Üçüncüde ne yapacaklar?
Büyük ihtimalle yine püskürtecekler. Ama zayiat bu defa daha ağır olacak.
Çünkü "Niçin Unakıtan'ı taşımak zorundayız?" diye soranların sayısı artacaktır. Diğer yanda muhalefet Unakıtan'a yönelik korumanın manevi bağlara değil, Başbakan'ı da içine alan maddi çıkar ilişkilerine dayandığı propagandasını işleyecektir.
Tanıyanlar Unakıtan'ı "gönül adamıdır" diye övüp duruyorlar.
Eğer bu doğruysa "Benim için gereğinden fazlasını yaptınız. Partiye daha fazla zarar vermek istemiyorum" deyip istifasını vermesini bekleyebiliriz.
Üçüncü gensoru yalnız Kemal Unakıtan'ın değil demokrasimizin de ayıbı olur.
Algılama yeteneği ve etik kalitesi bu kadar düşük bir demokrasi kendimize hakarettir.
Cumhuriyetin bakanı!
Aydın da işe sarık ve cüppe ile giden sakallı personeli soran gazetecilere Ulaştırma Bakanı Yıldırım şöyle demiş:
"Demiryollarında çok eskiden beri çalışan ve kaynak yapmaktan başka bir görevi olmayan birinin ne zararı olabilir?"
Laik cumhuriyetin bazı bakanları irtica tehlikesine böyle bakıyor!
Hızlandırılmış trenin mucidi Yıldırım, Türkiye'yi zaman tüneline sokma imkânı bulsa nereye götüreceğinin işaretini veriyor.
Türban yasağını aşabilse bu zihniyetin göze alabileceği dayatmaları hesap edelim ve hukuk devletinin değerini bilelim.
Benzeri yok
Beş ayda üç gensoruya hedef olmuş bir Maliye Bakanı yoktur...
Haberin Devamı

