Bekliyoruz!

Düne kadar mesele, Kara Harp Okulu Komutanı'nın telefonunu kimin dinlediği sorusunun cevabını bulmaktı...

Haberin Devamı

Düne kadar mesele, Kara Harp Okulu Komutanı'nın telefonunu kimin dinlediği sorusunun cevabını bulmaktı.

Artık en az o kadar önemli bir soruya daha cevap aramak zorundayız:

Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Taşkesen'i, parlak bir gelecek vaat eden meslek yaşamına son vermeye mecbur eden sebep nedir?

Özel telefon konuşmalarının deşifrelerini önüne koyan üst komutanı, Tümgeneral Reha Taşkesen'e dinlemeyi kimin yaptığını veya yaptırdığını bilmediğini söylemiştir.

Dinleme sorumluluğunu Genelkurmay'dan sonra dünkü açıklamaları ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT de üstlerine almadı.

Tam Türkiye'ye özgü bir karmaşa...

Tedirgin eden iddia
Ülkemizde gizli dinleme yapan yığınla kurum var. Ve bunların hakim kararı olmadan, yani keyfi olarak da gizli dinlemeler yapabildiğini çoğumuz iki telefon konuşmasından birinde hatırlar, tedirgin oluruz. Bazen de kendimizi önemli hissettiren bu şüpheden gizli bir zevk alırız.

Özel yaşamın dokunulmazlığına saygı duyan tüm çağdaş devletlerde olduğu gibi telefon dinlemeleri artık mutlaka hakim kararı ile olmalı ve sadece bir kurumun sorumluluğuna verilmelidir.

Şantaj ve entrikanın hayatımızı zehirlemesini başka türlü önleyemeyiz.

Tümgeneral Taşkesen'in gazetelerde dün çıkan bir sözü, soruların önem sırasını değiştirmiştir bizce.

Komutan şöyle diyor:

"Harp Okulu içinde irticai hiçbir yapılanmaya göz açtırmadım. Bu tip bir yaklaşımın kimleri rahatsız ettiğini, hangi illegal oluşumların bizi dinlemeye sevk ettiğini herkesin takdirine sunuyorum."

Dedikodu yeter artık
Harp Okulu'nda irticai bir yapılanmaya göz açtırmamak, komutandan komutana değişen bir durum olamaz. İrtica Tümgeneral Taşkesen'den önce de bu kuruma nasıl girememişse, bundan sonra da giremeyecektir.

Milletçe bundan emin olmaya ihtiyacımız var.

Komutanın niyeti, bundan sonraki hayatında yararlanmayı düşündüğü bir mağduriyet üretmek değilse daha açık konuşmalı, milletin merak ve endişeleri giderilmelidir.

Çünkü Harp Okulu'nda örgütlenme hamlesi başarısız kalmış olsa bile okul komutanını tasfiye edecek kadar nüfuz ve entrika gücüne irticanın sahip hale geldiğini düşünmek, Silâhlı Kuvvetler'e haksızlık olduğu gibi milleti de tedirgin eder.

Milletin güvendiği kurumların rejim düşmanlarına hedef olduğu bir dönem yaşıyoruz. Onları yıpranmaktan korumak ihtiyacındayız.

Asker ve dedikodu bir arada olmuyor, olmamalı.

Genelkurmay Başkanlığı milleti aydınlatmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR