Bekletme, kokar!

Haberin Devamı

Seçimler sorunlara en tatmin edici çözümleri getireceği ümidini veren iktidarı belirlemek için yapılır.
Biz maalesef bu pratiği yakalayamadık.

Halkımız hemen her seçimde programını beğendiği partiyi seçmek için değil de çoğu düşmanlaştırıldığı partiyi cezalandırmak hıncıyla sandığa gidiyor.

Husumet yaratmanın kestirme yolu, halkı mağdur edildiğine inandırmak olduğu için seçim arifesindeki propaganda kampanyaları suçlamalar, hatta iftiralar, daha açığı entrikalar üstünden yürüyor.

O nedenle de sandıktan bir iktidarla beraber öncelik sırası belirlenmiş bir çözümler paketi çıkmıyor.
Önümüzdeki seçimin de farklı olacağını kimse düşünmesin...
Enerjimizi içinde patinaj yaparak israf ettiğimiz iki bataklık var;
Biri Kürt, öteki türban sorunu.
AKP iktidarı iki sorunu da çözme vaadiyle halktan iktidar yetkisi isteyecektir.

Gelişmiş demokrasilerde halk çözüm planını açıkça ortaya koymadığı takdirde iktidardaki partiye üçüncü kez şans vermez.

Ama burası farklı; işaretler AKP’nin bu yetkiyi tekrar alacağını gösteriyor.

Kırmızı çizgiler

Muhalefet partileri her iki konuda birer çözüm planı açıklamaya AKP iktidarını mecbur edebilir mi?
Zor çünkü bunu başarma gücünü muhalefet ancak alternatif projeler üreterek kazanabilir. Bizde öyle bir şey yok.
Geçen hafta rejimi sakatlamadan türban yasağının kaldırılamayacağı gerçeği ile bir kez daha yüz yüze geldik.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Jean Paul Costa, verdiği bir TV mülakatında Leylâ Şahin davası kararını hatırlatarak kırmızı çizgiyi çekti:

“İslâmi başörtüsünün üniversitede yasaklanmasının din ve ifade özgürlüğüne aykırı olmadığına hükmettik” dedi.
O karar dururken türbanı serbest bırakan bir düzenlemeye gitmenin “mahkeme kararını ihlâl” anlamına geleceğini söyledi.

Yalnız bir kapıyı açık bıraktı:
“Türkiye laik bir devlet olmayı istemiyorsa o zaman tabii ki durum farklı olur” dedi.
Şimdi bakalım: AKP “işte ben de bu kapıyı kullanacağım” diyebiliyor mu? Hayır.

Bir yandan mağduriyet duygusunu kaşıyor bir yandan da seçimi kazanıp pencereden atlayacağı imaları ile hayal uyandırıyor.

Açıkça, dürüstçe

Aslında üniversitede türban sorunu bitebilirdi. CHP üniversite ile sınırlı bir serbestiye yaklaşmıştı.
Ama AKP ilköğretimden ortaöğretime ve kamu kuruluşlarına kadar türbana sınırsız bir özgürlük düşü kurduğu için tıkanma oldu.

Başbakan Erdoğan “Üniversite yeter” dese bitecekti belki, demedi.

Üstelik Beyrut’tan dönerken ikinci bir Merve Kavakçı zorlamasını kendilerinin deneyecekleri işaretini verdi.
AKP bu seçimde türbanlı milletvekili seçtirerek Meclis’te bir oldu bitti yaratabilir!

Dileğimiz elbette yüksek mahkeme kararlarına meydan okumak yerine laikliğe zarar vermeden bir uzlaşmaya varılmasıdır.
Ama bu arayış seçim sonrasına ertelenmemelidir.
Kürt sorununa yönelik çözüm arayışları da aynı açıklık ve dürüstlüğü talep ediyor. Kurnazlık geri tepmeye mahkûmdur.
Nitekim İmralı’daki elebaşı, iktidarın niyetinden şüpheye düştüğü için, seçime kadar uzattıkları ateşkesin 1 Mart’ta biteceğini avukatları aracılığıyla açıklamıştır.
Bu meselede doğru tercihi şu anda bizce Cumhurbaşkanı Gül temsil ediyor.

Yalnız Kürt sorunu değil, türban sorununun çözümü de seçim sonrasına ertelenmemelidir.

Beklenti yaratarak siyasi rant üretmek halkı kandırmaktır. Yeter artık, ayıptır!

DİĞER YENİ YAZILAR