Beklenen lider

Haberin Devamı

Siyasetçi bizim ülkede “Al birini vur birine” bıkkınlığı yaratan karakterdir.
Yıllar yılı uzlaşma kültürü noksanından dolayı işletemediğimiz koalisyonlar elinde helâk olduk. Sonra çoğunluk sorunu olmayan tek parti iktidarlarının istikrar vaat eden iklimine ulaştık.
Kurtulduk mu; hayır!
Sanki istikrar battı ve yeniden birbirimize girdik. Şimdi üçe bölünmüş haldeyiz.
Siyasal İslâmcı köklerden gelen AKP, türban hasadından pay alacağı umuduna kapılan MHP ile birlikte rejimin laiklik temelinde gedik açmaya uğraşıyor.
Bölücü terör örgütünün siyasi plandaki uzantısı parti, ülkenin bütünlüğünü savunmak için savaşan Mehmetçiklerin can pazarı olan dağlarda eylem yapıyor.
Başlarında ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyacaklarına namusları üstüne yemin etmiş milletvekilleri var. Buna özgürlük mü demeli, yoksa otorite boşluğu mu?
Anlamıyorsan alış...
Etnik ve dinsel kutupların karşısında hem cumhuriyetin laik karakterini, hem ülkenin bütünlüğünü savunan ve savunurken de sapmış, sapıtmış inkârcı tiplerin hakaretlerine uğrayan üçüncü kesim...
İnsanlar birbirlerini anlamak için tartışırlar. Bizdeki tartışma şu anda kutupları yakınlaştırmak şöyle dursun daha şiddetli savrulmalara sebep oluyor. Ayrılıkları daha çok derinleştiriyor.
Lider işte asıl, toplum böyle bir açmaza düştüğü zaman gereklidir. Öyle bir lider ki tartışmayı bu noktada donduracak, tarafların birbirlerini anlamalarını sağlayan şartları yaratmak için çaba harcayacak, yine çıkış bulunamıyorsa, son çareyi işletecek.
Yani tarafların birbirlerine alışmalarını sağlayacak olan şartları hazırlayacak.
Başbakan Erdoğan kötü bir liderlik sınavı verdi. Seçimlerden çıkan istikrar şansını hiç kullanamadı.
Dünyanın ve ülkenin gidişi, içerde ekonomik ve sosyal sorunlara, dışarda AB hedefine yoğunlaşmak iken o tuttu, üniversitelerdeki küllenmiş ateşi körükledi.
Ve bunu rejimi zayıf düşüreceğini, kamu düzenini bozacağını, üniversiteleri, sokakları altüst edeceğini bile bile yaptı.
Hukuk mu, güç mü?
“Türbana özgürlük laikliğe aykırılık değil” diyorlar. “Başlarını örtmeyenlerin özgürlükleri tehdit altında kalmaz” diyorlar.
Oysa türbanın laiklikle çatışan bir dini ve siyasi simge olduğunu, apartmanlarda katlara gazete servisi yapan kapıcılar bile öğrendi. Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin kararları var.
Türban yasağının kalkması, bu yasağı aile ve mahalle baskısına karşı kullanan kızları, kadınları savunmasız hale düşürecektir.
Prof. Özbudun bile korkmaya ve “tedbir alalım” demeye başladı.
Başbakan Erdoğan, üniversitelerden, yüksek yargıdan, toplumun değişik kesimlerinden gelen uyarıları dinlemiyor. Denetim istemiyor.
Demokrasi bu değildir. Meşru bir gücü kötüye kullanmak, o gücün kaynağına yani halka da zarar verecektir.
AKP iktidarı dün meclisten istediğini aldı. Ama bu haklılığın değil sayı gücünün sağladığı bir sonuç.
Din nedeniyle Anayasa değiştirmek, laik cumhuriyete hançer sokmaktır.
Hukuk devleti ayakta kaldıkça buna kimsenin gücü yetmez.
Türkiye’nin toplumsal manzarası, birleştirici bir lider talep ediyor.
Başbakan Erdoğan o lider değil. Ama kendini yenilemeyi deneyebilir!

DİĞER YENİ YAZILAR