Başbakan dün siyasetçilerden duymaya pek alışık olmadığımız şeyler söyledi.
Hükümet olarak sosyal güvenlik sisteminin sorunlarını çözmek için ellerini taşın altına koymuşlar.
“Siyasi bedeli ne olursa olsun” ödeyeceklerini belirtti.
Bu sözler, yürürlüğü iki kez ertelenen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nı iktidarın birkaç ay içinde çıkarmaya kararlı olduğunu gösteriyor.
Başbakan Erdoğan’ın ödemeyi göze aldıklarını söylediği “siyasal bedel” elbette yeni uygulamanın sebep olacağı oy kayıplarıdır. Çünkü yasa çalışanlara yeni faturalar getirdiği gibi onlara bazı avantajları terk etme fedakârlığı da yükleyecek.
Mesela daha çok çalışarak daha az emekli aylığı almak bu faturanın içindedir.
Ama Başbakan’ın dediği gibi devletin sosyal güvenlik açığı sürdürülemez hale gelmiştir. Meselâ 2006 yılında sistemin verdiği 23 milyar YTL tutarındaki açık bütçeden karşılanmıştır. Devletin bir yılda tüm kamu yatırımlarına harcadığı para bunun ancak yarısı kadardır.
Son 13 yılda sosyal güvenlik açıkları 851 milyar YTL’yi bulmuştur ki bu rakam kamu borç stokunun 3,5 katıdır.
Başbakan böyle giderse Türkiye’nin 20-30 yıl sonra iflâs edeceğini söylemiştir ama bizce bu iyimser bir tahmindir.
Sosyal güvenlik reformu bütün geçmiş iktidarların da acil gündemine girdiği halde hiçbiri bunu başaramadı. Evet, erken emeklilik bir anlamda “işsizlik sigortası” gibi çalıştı ve önemli bir sosyal işlev gördü ama geleceğimizin kaynaklarını da kuruttu.
Tasarı buna rağmen kazanılmış hakların çoğuna dokunmuyor. Ama mirasyedi babalarının faturasını çocuklarından talep ediyor.
Dileğimiz tasarının adalet yönünde gelişmesi, güçlü kesimlerin kopardıkları ayrıcalıklarla kirlenmemesidir.
Veda vakti
Sigara yasağının alanı genişlerken cezaları da iyice ağırlaştırılıyor...
Mecliste milletvekilleri adeta linç havasına kaptırdılar kendilerini.
Öyle değişiklikler getirdiler ki sigara yasağı rejimi pek çok Avrupa ülkesini geride bırakıp ABD standartlarına yaklaştı.
Tiryakiler ev ve sokak dışında sigara içecek yer bulamayacaklar.
Yasa sigaradan kurtulmak isteyenlere büyük destek verirken yeni tiryakilerin üremesini özendiren şartları da ortadan kaldıracaktır.
Şu anda bireysel haklarına saldırıldığı duygusuna kapılan tiryakiler inanıyorum ki bir ay sonra bu yasağı alkışlayacaktır.
Ben de içtim ve korkularımla, kendimi eleştirerek oluşturduğum irade ile bıraktım o mereti.
Şimdi mutluyum.
“Bir gün doktor içme diyecek. Daha önce sen bırak” telkini yaptım.
Nikotinle çalışan ilkel bir makineye benzeterek kendimi aşağıladım.
Tuhaf gelecek ama şimdi kahve bile eskisinden fazla keyif veriyor.

