Silâhlı Kuvvetler’in irtica tehdidi ile ilgili nihai görüşünü Orgeneral Büyükanıt dün ortaya koydu:
“Türkiye’de her fırsatta ‘laikliği yeniden tanımlayalım’ diyenler yok mudur? Bu kişiler devletin en üst düzeylerinde yer almıyorlar mıdır?
Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün yalnız şahsı değil düşünce sistemi ve Cumhuriyet rejimimizin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil midir?
Her fırsatı TSK’yı yıpratmak için kullananlar kimlerdir?
Toplumsal yapımızı bozarak insanımızı çağ dışı bir görünüme sokmak isteyenler yok mudur?
Bu listeyi uzatmak mümkün.
Bu sorulara ‘Hayır, Türkiye’de bunlar yoktur’ diyebiliyor musunuz?
Diyemiyorsanız Türkiye’de irtica tehdidi vardır ve bu tehdide karşı her türlü önlem alınmalıdır!”
Tarif karmaşası
Genelkurmay Başkanı’nın “Her türlü önlem alınmalıdır” vurgusu, tartışmayı uzatmaktansa, ülkenin güvenliği ve rejimin esenliği konusunda görev ve sorumluluğu olan organların ortak bir zeminde buluşmaları mecburiyetini gündeme getiriyor.
Evet Başbakan “Türkiye AB sürecine girmiştir. Sivil bir siyasi irade işbaşındadır. Genelkurmay Başkanı benim emrim altında” diyebilir ve diyor.
Buna karşılık Genelkurmay Başkanı da “Bizim siyasetle ilgimiz yok” diye konuşuyor.
Ama siyaset ne? Mesele burada:
İktidar komutanların uyarılarını siyaset sayarken askerler, başta laikliği korumaya dönük söylem ve eylemlerin siyaset yapmak değil, yasalarla kendilerine verilmiş görevi yerine getirmek olduğunu savunuyorlar.
Bu durum irticanın tarifinde ortaya çıkan ve aşılamayan karmaşayı hatırlatıyor.
İrtica neymiş?
Başbakan Erdoğan ve Başbakan Vekili Şahin’in konuşmaları tansiyonu düşürmeye dönük niyetlerin eyleme geçirildiğini düşündürüyor.
Başbakan Fox televizyonuna “Türkiye’de köktendinci tehdit yok” dedi ama hemen ardından şunu da ekledi:
“Aşırılıklarla ilgili olarak bunun tedbirini alırız ve alıyoruz..”
Başbakan Vekili Mehmet Ali Şahin de, tekke ve zaviye benzeri örgütlenmelerin üzerine gidileceğini, kılık kıyafet yasasına aykırı giyinenlerin takibi için İçişleri Bakanı’nı uyaracağını söyledi.
Şahin’e göre irtica, Hizbullah’ın mezar evlerini ve domuz bağı cinayetlerini yaratan cehalet ve vahşete verilebilecek addır.
Peki o yolu inşa eden gaflet, hıyanet, kadrolaşma irtica değil mi?
Olayları Başbakan Erdoğan’ın Çankaya yolunu tıkamak isteyenlerin gerilim üretme zorlaması olarak gören ve gösterenler yanılgı içindedir.
Sorun bu kadar basit değil!
Bazı işaretler
Silâhlı Kuvvetler’in irtica tehdidi ile ilgili nihai görüşünü Orgeneral Büyükanıt dün ortaya koydu:
Haberin Devamı

