Bayramlık lâflar

Bayram mesajları beni hep düşündürür: Bu liderler Türkiye'de yaşamıyor mu?

Haberin Devamı

Bayram mesajları beni hep düşündürür: Bu liderler Türkiye'de yaşamıyor mu?

Çünkü hemen daima inanmadıkları erdemleri var sayarlar, insanlan sahip olmadıkları mutlulukların içinde yüzdüklerine inandırmaya çalışırlar.

Cumhurbaşkanı Kurban Bayramı mesajında şöyle dedi:

"Gücümüze inanarak, kendimize güvenerek, sorunlar karşısında yılmayarak, aydınlık yarınlara emin adımlarla ilerleyeceğiz."

Başbakan da moral veriyordu:

"Türkiye yeni yıla ve Kurban Bayramı'na, güven ve istikrarı sağlamış bir halde huzur ve mutluluk içinde girmektedir."

Gerçek bu mu? Değil..

Gür bir ses lâzım
Türkiye bayrama kuş gribi ile girdi. Huzursuzuz. Hastalığın bizde, Uzakdoğu ülkelerinden daha yıkıcı bir seyir izlemesi, devletimizin iyi örgütlenmemiş olduğunu, halkın da tehdit karşısında bütüncül tepki verecek eğitime ve yeteneğe sahip bulunmadığını yüzümüze tokat gibi vuruyor.

Böyle bir tablo da insanı mutlu değil mutsuz ve umutsuz kılar.

Sağlık Bakanı, uzatılan her mikrofona bıkmadan tekrarlıyor:

Virüs kaparak ölen çocuklar da, izlenmekte olan öteki hastalar da, istisnasız hepsi kanatlı hayvanlarla bire bir temas etme hatasının kurbanı oldu. Kesinlikle kümes hayvanlarına dokunmayın. Onları asla eve almayın. Özellikle de çocukları tavuklardan ve öteki kanatlı hayvanlardan mutlaka uzak tutun.

Ama iki bakanın, birkaç valinin ne kadar çırpınsalar da sesleri yetmiyor.

Herkesin pür dikkat dinleyecekleri daha gür bir ses lâzım. O ses de Başbakanadır, Cumhurbaşkanı 'dır.

Keşke bayram mesajı olarak herhangi bir özel günde kullanılabilecek metinler yayımlayacakları yerde bugüne özel, tavuk gribini temel alan mesajlar hazırlatsalardı.

Nedenine gelince...
Çünkü "Karılarımı alın, tavuklarımı bırakın" diye kendini itlaf ekiplerinin önüne atan adamlar yaşıyor bu ülkede. Doğu Bayazıt'ta kaymakam, çocuklara para vererek ailelerinin gizledikleri tavukların yerlerini tespit ettiriyor.

Güvenlik zaaf kaldırmaz. Tavuk gribi virüsü başkent Ankara'ya ve ülkenin en büyük kenti İstanbul'a kadar geldi.

Milli Güvenlik Kurulu'nun olağanüstü toplantıya çağırılması için tehdidin daha nereye tırmanması gerekiyor?

Sağlık Bakanı dün, köy tavuğu ile köy yumurtasının artık tarihe karışması zamanının geldiğini söylüyordu. Doğru ama "Karımı alın, tavuğumu almayın" diye direnen adama boyun eğdirecek otoriteyi kim, nasıl üretecek?

Cumhurbaşkanı, MGK'ya olağanüstü toplanma çağrısı yaparak bu krizi aşma şansımızı iktidarın varlığından çok emin olamadığımız basiretine terk etmemelidir!

Kurban Bayramı'nın hepinize mutluluk ve esenlikler getirmesini dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR