Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO yirminci genel konferansında bir karar almıştı.
1978 tarihli o kararla, Atatürk’ün yüzüncü doğum yıldönümünün uluslararası ölçekte kutlanması faaliyetlerinde UNESCO önderlik rolü üstleniyordu.
Gerekçe sade ama görkemliydi.
“UNESCO’nun üzerinde çalıştığı tüm alanlarda onun olağanüstü bir devrimci olduğunu göz önünde tutarak;
Özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı açılan savaşların ilk lideri olduğu inancı ile;
Dünya ulusları arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın değerli öncülüğünü yapmış olduğunu unutmaksızın” sözleriyle övülmüş, örnek olarak tanıtılmasından insanlığa sağlanacak yararlar belirtilmişti.
Valilik niye atladı?
Atatürk olmasaydı bağımsız Türkiye Cumhuriyeti olmazdı.
Cumhuriyet Bayramı haftası içindeyiz ve kutlamalarla ilgili birkaç yıldır tanık olduğumuz tartışmalar tırmanma ve restleşme görüntüsü kazanmaktadır.
Hazin bir tablo bu.
Cumhuriyet’i kuran kahramanlara karşı işlenmiş ağır bir inkâr ve vefasızlık suçudur.
Çok sayıda demokratik toplum kuruluşu 29 Ekim’de Birinci Meclis önünde toplanarak “Büyük Cumhuriyet Buluşması” gerçekleştireceğini duyurdu.
Bunun üzerine Ankara Valiliği yasal olmadığı, o nedenle toplantının engelleneceği açıklamasını yaptı.
Karar bekleneceği gibi hemen siyasi bir kamplaşma yarattı.
Bazı iktidar milletvekilleri yorum yapmaktan sakınırken CHP şiddetli tepki gösterdi. Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan “Cumhuriyet Bayramı kutlamak ne zamandan beri yasa dışı terör eylemi gibi oldu? Biz o gün orada olacağız” dedi.
MHP’den Özcan Yeniçeri, halkın kutlamalarına sınırlama ve yasak koymanın iktidarın meşruiyetini tartışmaya açmak olacağını savundu.
Birleşen bayramlar
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) önderliğinde bir toplantı ve yürüyüş düzenlendiği haberi Ankara Valiliği’ni niçin bu kadar telâşlandırdı, bilmiyoruz.
Umarız kararın kaynağı iktidar değildir.
Çünkü sahip oldukları iktidarı yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet’e borçlu olduklarını bilmezler mi?
İktidar sorumluları milleti rencide edecek olan bu tür yasak ve kısıtlamalardan vazgeçmeye Ankara Valiliği’ni ikna etmelidir. Yasak kalkmalıdır.
Zaten ADD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Ayhan Filazi de Birinci Meclis önündeki buluşmadan sonra Anıtkabir’e kitlesel bir yürüyüş yapmayacaklarını, polis engelleme yaparsa karşılık verilmeyeceğini açıklamak zorunda kaldı.
Bir dini bayramın en büyük ulusal bayramla birleştiği günlerin mutluluğunu yaşamak dururken bu gerginlik niye?
Cumhuriyet’in birleştirici gücü bırakın insanları sevgi ve coşku ile kanatlandırsın bayram sokaklara taşsın...
Bayram dediğin sokağa taşmalı
Haberin Devamı

