Baykal’ın kılıcı!

Haberin Devamı

Siyasi geleceğimiz üzerinde İstanbul seçiminin ne kadar belirleyici olduğunu herkes biliyor.

Bu kentten başlayacak bir değişimin zincirleme reaksiyon etkisi ile tüm ülkeyi değiştirecek enerjiyi açığa çıkaracağını söylemeyen yok gibi.

CHP lideri Baykal’ın da aynı görüşte olduğunu biliyorum.

Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nu İstanbul adayı olmaya ikna etmek için destek aradığı günlerde Baykal’ın ağzından kulağımla duymuştum.

Kılıçdaroğlu ikna edildi ve iyi oldu.

Adayın seçimindeki isabet hemen etkisini gösterdi ve Kılıçdaroğlu partisine ilâve oy getirdi, Ankara’da Melih Gökçek’in AKP’ye yaptığı gibi oy kaybettirmedi.

Geçen pazar, yani seçime bir hafta kala CHP’nin İstanbul mitingine katılan insanlar hiç şüphe yok ki Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlemek için Çağlayan’a gittiler.

Ama gidenler, yolsuzluklarla mücadeledeki başarılarının halkın gözünde kahraman yaptığı Kılıçdaroğlu’nu değil Baykal’ı dinlediler.

Buna “rol çalmak” denir.

Temiz siyaset özlemi çekenlerin umudu haline gelen ve başarısına yardımcı olursa yarın halefi durumuna yükselmesi de muhtemel olan “kahraman”ı partinin lideri neden kenarda bekletti?

Neden mikrofonu ona vermedi?

Onun sunuculuğunu yapacak yerde neden kendisine yonttu?

Yabancı gazetecilerin bile gördüğü gerçeği kırk yılın siyasetçisi Deniz Baykal göremiyor. Önceki gün itibarlı Reuters haber ajansının Yalova mitingini izleyen muhabiri Alexandra Hudson, Baykal’ı yeni bir yenilginin beklediğini yazarken şu gözlemini aktarıyordu:

“Partililer coşkuyla bayrak sallayıp bağırıyor ama dört genel seçim kaybeden lider konuşmaya başladığında ortama bir umutsuzluk havası hâkim oluyor!”

CHP’nin İstanbul’daki en büyük şansı Kılıçdaroğlu’dur.

AKP’nin en büyük şansı da Kılıçdaroğlu’nu İstanbul mitinginde konuşturmayan Deniz Baykal’dır!

Baykal, plajlardaki şezlongları kullanmadığı halde üstüne havlularını koyarak başkalarına da kullandırmayan tatilcilere benziyor.

Alternatifsizlik rejimin sağlığını bozuyor!

Soyulduğumuz belli

Aç gözlülere “ziftin pekini ye” derler.

Bu hakaret sözcüğün, hortumcularımız sayesinde zenginlik üreten bir teknik terim olacağını kim tahmin ederdi?

AKP iktidarından özel himaye gördüğünü eylemleriyle avaz avaz bağıran Serdar Kepenek adlı marifetli genç iki-üç gün içinde ülkenin en tanınmış şahsiyeti oluverdi.

Çünkü bu genç adamın cebine, örgütlediği yabancı uzmanlar aracılığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne danışmanlık hizmeti sağladığı bahanesiyle 4 milyon Euro para konulmuştur.

Zifti mıcırla karıştırarak yola serme tekniğinde ne gibi bir sır Türkiye’de hayat bulmak için bir hokkabaz bekliyor olabilir?

Topbaş belediyesi “Evet, biz bu danışmanlık hizmetine 7 milyon lira ödedik ama sağladığı tasarruf sayesinde 37 milyon lira kazandık” diye açıklama yaptı.

İnandırıcı olabilmek için de yabancı danışmanlarının listesini verdi.

VATAN muhabirleri yaptıkları araştırmada belediyenin soyulduğu şüphesini güçlendiren bulgularla karşılaştılar.

Uzman denilen isimlerin karşısındaki üniversiteler ve kurumlar “Bu isimde biri bizde hiç çalışmadı” bilgisini verdiler.

Adı tutan bir akademisyen de “Böyle bir şirketi tanımam. Ayrıca Türkiye’ye de hayatımda hiç gitmedim” dedi.

Bir savcı hiç vakit yitirmeden bu yolsuzluğa el koymalıdır.

Deniz Feneri gibi bunda da önceliği Alman yargısına kaptırırsak çok ayıp olur!

DİĞER YENİ YAZILAR