Bayan Gül vazgeçsin!

Devletini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava etmiş bir first lady.. Bu benzersiz konumu, Başbakan Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül'e onur mu verir, ayıp mı yükler?

Haberin Devamı

Devletini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava etmiş bir first lady..

Bu benzersiz konumu, Başbakan Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül'e onur mu verir, ayıp mı yükler?

Bayan Gül, 1998 yılında kaydını yaptırırken vesikalık fotoğrafını başını açarak çektirmeyi reddettiği için üniversiteye girememişti.

Danıştay'a yaptığı başvuru da reddedilince 4 Haziran 2002'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitti.

Anayasa'ya bağlılık yemini etmiş bir milletvekilinin eşi olarak o gün yaptığı da etik sayılmazdı.

Buna rağmen türban kavgası yapan bir partinin üyesi olan kocasına popülerlik kazandırmaya çalışan bir eş olarak belki anlayış görebilirdi.

Ama artık hiçbir gerekçesi, hiçbir bahanesi kalmamıştır.

First lady kimliği
Kocası değil de Hayrunnisa Gül'ün kendisi başbakan olsaydı, davada ısrar edebilecek miydi?

İktidar gücünü kullanma tekeline sahip bir kişi olarak böyle bir tutum, akıl ve ahlâk dışı olmayacak mıydı?

Taşıdığı "first lady" unvanı, onu da aynı ölçüde bağlıyor.

Yakışan hareket "Başbakan eşi olmam nedeniyle davadan feragat ediyorum" diyen iki satırlık bir
dilekçeyi AİHM'ne göndermesidir.

Bir başbakan, siyasi iktidarını temsil ettiği bir devleti nasıl uluslararası bir mahkemede dava edemezse, eş olarak kamusal kimlik kazanan Bayan Gül de bunu yapamaz.

Siz iktidarsınız
Bayan Gül düşünemediyse Başbakan Gül bu ayıbın kaldırılmasına yardımcı ve uyarıcı olmalıdır.

"Eşim haklarını dilediği gibi kullanmakta özgürdür" diyebilir ama inandırıcı olamaz, önce temsil ettiği -hadi İslâmi demeyelim- muhafazakâr geleneğe ters düşer bu..

Daha önemlisi, halktan aldığı iktidar gücünü inkâr etmiş olur.

"Meşru olduğuna inandığımız bir hakkın teslimi amacında bütün olanakları tükettik, Avrupa mahkemesine sığındık" deme anlamına gelecek bir eylem veya eylemsizlik, Anayasa'yi değiştirecek çoğunluğa sahip bir iktidarın başbakanına yakışmaz çünkü.

Türkiye'deki rejimi küçük düşürmek olur, meclise hakaret olur.

Milli Görüş partileri Türkiye'yi türbanla çok yordular, yıprattılar.

Ülkenin temel sorunları üstünde yoğunlaşması gereken düşünen kafaları bölmekte, şüphe uyandırarak onların güvenlerini kaybetmekte iktidarın ne çıkarı olabilir?

AKP önderleri bunu ciddi olarak düşünmeli!




DİĞER YENİ YAZILAR