Siyaset biraz da söz sanatıdır. Siyasetçi aleyhine kullanılacak sözlerden sakınmak zorundadır.
Aksi halde “ne şehittir ne gazi; hiç yoluna gitti Niyazi” diye arkanızdan bir de alay ederler.
Son CHP kurultayının siyasete kazandırdığı anayasa hocası Prof. Dr. Süheyl Batum dün belki de hayatının en bunaltıcı gününü yaşadı. Eminim ki istifa kararından birkaç kez gidip gidip dönmüştür.
Bilindiği gibi Batum geçen hafta Zonguldak’taki bir toplantıda “Koca bir askeri yıktılar. Meğer kâğıttan kaplanmış” demek gafletinde bulundu.
İktidar bir anda alârma geçti ve hemen linç kampanyası başlatıldı.
Prof. Batum “Böyle büyük bir kurumun hedef olduğu hukuksuzluklara karşı en azından bunların hukuksuzluk olduğunu söyleyebilmesi lâzım. Onu demek istedim” dedi ama dinleyen olmadı.
Başbakan dünkü grupta Batum’u hedef alarak “Senin her yerin anayasa hukukçusu olsa ne yazar” diye bağırdıktan sonra asıl darbesini indirdi.
TSK’ya karşı hakaret suçu işlediğini öne sürerek savcılara talimat havasında sözler söyledi:
“Ben bu suç duyurusunu burada ilân ediyorum. Gereğinin yapılması lâzımdır. Bu karşılıksız kaldığı anda ordumuzla topla oynar gibi oynarlar. Bunun bedeli ödettirilmelidir. Savcılarımızın gerekli adımları atması gerekiyor!”
Rekabet değil husumet
Siyasetin ülkemizde husumet duygusundan ne kadar yoğun bir şekilde beslendiğine bundan daha ibretli bir örnek bulunamaz.
Batum o sözüyle ne kastettiğini açıklamış yanlış anlaşıldı ise özür de dilemiş, ama kendi deyimi ile “koca başbakan” siyasi çatışmada işe yarayacağına inandığı bu kozu kullanmaktan, bu yolda yargıya talimat verecek kadar ileri gitmekten kendini alamamıştır.
Bu şekilde bir askeri darbe tahrikini mi etkisiz hale getirmiştir?
Elbette hayır; böyle düşünmek akıllı insanlara hakarettir, askere hakarettir.
Mesele, açık veren rakibi zor duruma düşürmek ve gündem oluşturmaktır.
Bu tür polemiklerde ve fırsatları değerlendirmekte AKP’nin çok baskın olduğunu kabul etmek zorundayız. Neden?
İstifa kararı verir mi?
CHP’nin iktidara “askere hakaret yarışında eline su dökemem” demeye gelecek örnekler arşivden çıkarılmış fakat Başbakan’ın şehitlere “kelle” demesi, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın “iyi ki bu paşalarla savaşa girmemişiz” gibi sözleri CHP ve Batum üstündeki baskıyı hafifletmemiştir.
Nitekim Kılıçdaroğlu grup konuşmasında “Orduyu eleştirmek ancak CHP Genel Başkanı katında olur” diyerek Batum’un hata yaptığını kabul ve ilân etmiş böylelikle kurumsal anlamda özür beyan etmiştir.
Bu talihsiz sürecin Batum’un şahsına çıkaracağı bir fatura olacak mı?
Süheyl Batum’un canını asıl partisinden gelen darbeler yakmış olmalıdır.
Orduyu eleştirerek yanlış yaptığını kürsüde ifade eden Kılıçdaroğlu, daha sonra odasında Batum’un istifasının söz konusu olup olmadığını soran gazetecilere derhal “hayır” dememiş “Böyle sorular sormayın, bu soruya cevap yok” diye karşılık vermiştir.
Parlak bir akademik kariyer ardından girdiği siyaset yaşamının henüz başında hedef olduğu linç kampanyası neyse de, partisi içinde düştüğü yalnızlık...
Süheyl Batum işte bunu hazmetmekte güçlük çekebilir.
İstifası sürpriz olmaz!
Batum ne yapacak?
Haberin Devamı

