Seçimi Erdoğan kazanacak olursa yeni döneme “Cumhurbaşkanı’nın yetkileri”ni tartışarak gireceğimizden emin olabiliriz.
Erdoğan’ın bir türlü vazgeçmek istemediği hedef, Başbakan yetkilerini Çankaya’ya yanında çıkaran bir cumhurbaşkanı olmaktır.
Bu imkâna açık bir kapı bulunmadığını söyleyenlere Erdoğan Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nda cevap verdi.
Çankaya yarışındaki rakibi İhsanoğlu üstünden bu işi nasıl kotaracağını anlattı:
“Gerektiğinde Bakanlar Kurulu’na gelip başkanlık edecek, istediği zaman Bakanlar Kurulu’nu toplantıya çağıracak bir insandır cumhurbaşkanı..”
Tayyip Erdoğan’ın takıntı düzeyinde bağlandığı başkanlık sistemine geçiş, anayasa değişikliği ile sağlanamıyorsa peşi bırakılacak mı?
Başbakan o konuşmada karşı görüşü savunanlara “Bir zahmet buyur da Anayasa’nın 104’üncü maddesini aç bir oku” diyor.
Sembolik bir yetki
Bu işi yıllar boyu yapmış, güvenilir hukukçularla dün konuştum.
Elde ettiğim sonuçları özetlemek gerekirse...
Anayasa Cumhurbaşkanı’nın “gerek gördüğü hallerde“ Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesini öngörmüştür. Bu durum devamlı ve olağan bir yetki ve görev olmayıp sadece ve gerekmesi halinde söz konusu olacaktır.
Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisi, sınırlı haller için verilmiş sembolik bir yetkidir.
Tayyip Erdoğan seçimi kazandığı takdirde, Anayasa’ya bağlılık yemini edecektir. Yürürlükte olduğu sürece Anayasa’yı kendi eylem ve söylemlerine uygun hale getiremez.
Anayasa Cumhurbaşkanı’na değil Cumhurbaşkanı Anayasa’ya uyacaktır.
Demokratik hukuk devleti düzenine dayanan toplumlar böyle özel formüller tartışmıyor.
Zorlamak riskli
Bizde gücü ele geçiren bastırıyor ve krizler doğuyor.
Şimdiden belli; Erdoğan kazanırsa anayasa değiştirecek çoğunluğu elde etmiş olmasa bile durmayacak. Dediği gibi “sonuna kadar” zorlayacak.
Bugüne kadar kişiselleşmiş bir iktidar modeliyle yönetti ülkeyi; Çankaya’ya çıkabilirse zorlamaya yeni güçlerin katkısı ile devam edecektir.
Dokunulmazlığı tavan yapmış yetkilerini abartan Cumhurbaşkanı’na söz dinleyen, yumuşak başlı bir Başbakan gerekecektir.
Ama böyle birini bulduğundan emin olamaz.
Yakın tarihin tecrübeleri, uysal başbakanların son kullanma tarihlerinin tahmin edilenden daha kısa sürede dolduğunu gösteriyor.
Başbakan dileriz, Batı medyasındaki karikatürlerde gösterilen “sultan”ları ülke bir yana, kendine de yakıştırmaz!

