Papa’nın ziyaretini cahil oylara yön veren saplantıları kaşımak için kullanmasak fena mı olurdu?
Ne Müslümanları incittiği gerekçesiyle boykot uygulamaya kalk, ne de bu niyetini açığa vurmanın ayıbını telâfi etmek uğruna uçağın merdivenine git!
Başbakan Erdoğan, şiddet kültürünün giderek yaygınlaştığı dünyada Papa’nın “nüfusunun yüzde 95’i Müslüman olan, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Türkiye’ye gelişini hem zamanlı, hem önemli bulduklarını” belirtti.
Madem ki öyledir, halkın bir haftadır Papa ziyaretine tepki üretecek biçimde körüklenmesine ve dünyaya Türkiye’nin medeniyetler çatışmasının kızgın kutbu gibi gösterilmesine ne gerek vardı?
İşte Papa geldi ve iyi ki de geldi. Çünkü bu ziyaret, Türkiye ile ilgili önyargılarını değiştirmesine zemin yaratmıştır. Eminiz İslâm toplumları ile ilgili görüşleri de olumlu etkilenmiş ve etkilenecektir.
Ama Papa’nın dün Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne girişini izlerken İslâmcı medyanın “Kamu alanı diye türbanlıyı sokmayan Sezer haçlıyı Çankaya’ya soktu” diyen değerlendirmeler yapacağını görür gibi oluyordum.
Hemen belirtelim ki Papa, uluslararası yasaların kabul ettiği resmi kıyafeti giyer ve hiç bir otoritenin buna müdahalesi olamaz.
Önümüzde, provokasyonlara karşı son derece uyanık olmamızı gerektiren çok hassas üç gün var. Müslüman-Hıristiyan çatışmasını Doğu’da olduğu gibi Batı’da da canlı tutmaya çalışan çevreler, politikacılar bulunuyor.
Papa’ya karşı halkı tahrik edecek veya tahriklere alet olacak insanlar şunu iyi bilmeliler:
Gayretleri, Müslüman düşmanlığı yapanların Batılı halklara nefret aşılamak için aradıkları fırsatı verecektir.
İki tarafta da zebaniler vardır.
Türk halkı iki tarafın da emellerine alet olmamalıdır, olmayacaktır. Zebaniler özledikleri cehennemi başka yerde arasınlar!
Dün bir okurum gönderdiği mesajında şöyle diyordu:
“Türk halkı, tarihle kavganın ahmaklara mahsus olduğunu çok iyi bilir.”
Adalet ararken...
Orman Bakanı Pepe, orman katliamı üstüne inşa edilen Acarkent’teki yapılar için “tapu iptal davası”na gittiklerini söyledi.
Uzaktan kulağa hoş da geliyor..
Ama bir de varını, yoğunu yatırıp, tapusunu da aldıkları o yapıları “yuva” olarak dayayıp döşeyen, orada yaşayıp yaşlanacağını hayal eden insanlara sorun siz onu.
Ormanlarını koruyamayan devletin ceremesini günahsız insanlar mı çekecek?
Eğer burası ormansa niçin yapılaşmaya izin verildi?
Üstüne yapılan villalara bu devlet nasıl tapu verdi?
Lütfen biraz insaflı olalım; yüzlerce aileyi sokağa atmak, hatta böyle bir tehdit altında yaşatmaya mahkûm etmek adalet değil olsa olsa zalimlik olur.
Bu tedbir, yeni yapılaşma alanı olan Acaristanbul’da işletilebilir ama on yıllık geçmişi olan Acarkent’te düşünülmemelidir.

