Başka kapıya!

ABD Dışişleri Bakanı Powell dün gaf mı yaptı, yoksa Bush yönetiminin gizli niyetlerini açığa vuran bir itirafta mı bulundu? Amerika'nın dostluğunu ciddi olarak gözden geçirme mecburiyeti doğuran demecini Powell Alman ZDF televizyonuna verdi

Haberin Devamı

ABD Dışişleri Bakanı Powell dün gaf mı yaptı, yoksa Bush yönetiminin gizli niyetlerini açığa vuran bir itirafta mı bulundu? Amerika'nın dostluğunu ciddi olarak gözden geçirme mecburiyeti doğuran demecini Powell Alman ZDF televizyonuna verdi.

Muhabir, Irak'ın seçimden sonra bir islâm cumhuriyetine dönüşeceğini ve mollaların etkin bir rol üstleneceğini belirterek ABD Dışişleri Bakanı'na görüşünü sordu. O da şöyle saçmaladı:

"Irak'ta bir İslâm cumhuriyeti olacak. Türkiye ve Pakistan'daki diğer İslâm cumhuriyetleri gibi.." Ardından devirdiği çamı kaldırmaya yetmeyen bir düzeltme cümlesi:

"İslâm'ın demokrasiyle bir arada olmaması için sebep yok. (Irak) Türkiye gibi bir İslâm ülkesi, neden aynı zamanda Türkiye gibi bir demokrasi olmasın?" İslâm cumhuriyeti ile halkının çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu laik demokratik devlet modeli, birbirine karıştırılmayacak kadar farklı sistemlerdir. Pakistan birinciye, Türkiye ikinciye örnek gösterilecek ülkelerdir.

ABD Dışişleri Bakanı bu farkı bilmeyecek kadar cahil olabilir mi?

Özür borcu doğdu
Bu talihsiz demeç, Amerika'nın dost-düşman ayırımında ne kadar ilkesiz, iki yüzlü ve saygısız olduğuna ibretli bir kanıttır. Türkiye'nin elli yıllık müttefiki, bu ülkede dine değil, cehalete ve din adına ileri sürülen safsatalara, dini siyasete alet ederek egemenlik kurmak isteyenlere karşı gerçekleşmiş laiklik devriminin seksen yıllık geçmişe sahip olduğunu bilmiyor olabilir mi? Olamaz.

Hükümet bu saygısızlığın hesabını sormalı ve özür talep etmelidir. Çünkü laiklik ,Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez temeli ve geri dönülmez ilkesidir. İster gaf, ister saygısızlık deyin, bu durumdan Başbakan Erdoğan vazife çıkarmak zorundadır. Ve şu soruyu kendine sormalıdır:

"Amerikan yönetiminin iktidarımıza verdiği destek, bize atfettiği bazı hayallerden mi besleniyor?"

Cesareti kim verdi?
Radikal islamcı terörün hedefi olan Amerika, despot dinci rejimleri demokratikleştirmek suretiyle kendini koruyacağını düşünüyor. Bu değişimin İslâm toplumlarını da kurtaracağına Türkiye'yi örnek gösteriyor. Türkiye modelini bu toplumlara sempatik hale getirmek için de rejimin laik karakterini AKP'yi kullanarak perdelemeye çalışıyor. Başbakan kendine şunu da sormalı: "Amerika'ya bu cesareti vermek için biz yanlışlar mı yaptık?"

Evet yaptılar.. Bırakın protokola sokulan türban görüntülerini ve imam hatip savaşlarını, "Cumhuriyetin Müslüman bir yapıya devredilmesi zamanının geldiğini" söyleyen birinin Başbakanlık Müstaşarı koltuğunda oturması bile tek başına bu sorunun cevabıdır.

İktidar, Türkiye'nin dünyada İslâm Cumhuriyeti olarak algılanmaya başlanmasındaki kusurunu görmeli ve Anayasaya bağlılık yemininin gereğini yerine getirmelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR