TBMM Yolsuzluklar Komisyonu'nda deşilen pislikler yalnız mağduriyetimizi açıklamıyor.
Bu meşum kadere çaresizliğimizle kendi kendimizi mahkûm ettiğimizi de kanıtlıyor.
İlâhi bir selin bu pislikleri bir gün silip süpüreceğini uzun yıllar boş yere bekledik. Zaman zaman bu umudu lâmbaları söndürerek destekledik.
Ama toplum olarak nefesimiz ve inancımız, talan düzeninin yarattığı girdabı durdurmaya yermedi.
Çünkü talan düzeni çok daha örgütlü. Yalanları, dolanları çok etkileyici...
Dünyada devleri ve milleri soyan diktatörler, oligarşiler çok görülmüştür. Ama mevcut varlıkları yemekle yetinmeyip geleceği çalan düzenbazlıkların pek az örneği vardır.
Meclis Komisyonu'ndaki iddialar, Türkiye'yi bitiren siyasetçilerin halkı karanlıkla korkutarak Türkiye'nin istikbalini dahi çalmak üzere tertipler hazırladıklarını ve parlak basanlar (!) elde ettiklerini ortaya koyuyor.
Oyun içinde oyun
Şeytana külahını ters giydiren şu cinliğe bakar mısınız?
Bir yandan Türkmenistan'ın 35 dolara vermek istediği doğalgazı reddedip 100 doların üstünde Ruslarla bağlantı kuruyorlar, bir yandan da o doğalgazı elektriğe dönüştürecek santrallar için anlaşma yapıyorlar. Sonraki iktidarların ellerini bağlamak amacıyla anlaşmalara ağır tazminat müeyyideleri koyuyorlar.
Sıra toplumsal muhalefeti boğmaya geliyor. Elektrik ve doğalgaz kazığına yönelik isyanı bastırmak için kısıtlama tezgâhı yapılıyor. "Olmayan elektrik en pahalı elektriktir" dersi, karanlıkta vura vura zavallı halkın kafasına sokuluyor.
Bu planlama yeteneğini hayra kullanmış olsalar Türkiye uçardı!
Cinlik hinlik olmuştur ve ülke bu yüzden şimdi akarsularından 1,5 sente elektrik üreten santrallannı yavaşlatmış, 100 dolarlık Rus gazı yakan santralların kazığına mahkum edilmiştir. Buna itiraz etmenin ağır tazminat yaptırımı vardır. Kurt kapanı işte budur!
Gök gürültüsü gibi
Kurt kapanından kurtulmak ulusal irade ister önce. Ama daha önce o iradeyi eğip bükmeden yansıtan, sahiplenen bağımsız bir medya gücü gerekir.
Bağımsızlığın şartı, tüm menfaat kesimlerine karşı bağlantısız olmak ve bu gücün dokunulmazlığını kullanmaktır. VATAN günlerden beri bu gücünü kullanıyor. Bizim devletle, siyasetle, iş dünyasıyla hiçbir maddi çıkar ilişkimiz yok. Bundan sonra da olmayacak.
Bu ayrıcalığın sağladığı gücü ülkemiz için kullanıyoruz.
Biliyoruz ki hayatımızı kirleten, geleceğimizi karartan pisliği silip süpürecek o ilâhi seli, halkın temizlik ve adalet isteyen sesini gök gürültüsüne çevirerek biz yaratabiliriz.
Biliyoruz ki Türkiye'nin bağımsız gazete, radyo ve TV'lerinin birleşmesiyle ortaya çıkacak büyük güç, olmaz denilen mucizeyi gerçekleştirecektir.
Kurtuluşun başka çaresi yok!
Başka çare yok
TBMM Yolsuzluklar Komisyonu'nda deşilen pislikler yalnız mağduriyetimizi açıklamıyor. Bu meşum kadere çaresizliğimizle kendi kendimizi mahkûm ettiğimizi de kanıtlıyor
Haberin Devamı

