Başbuğ kaçar mı?

Haberin Devamı

Adalet gerçekten devletin temeli ise Silivri’deki davalar yüzünden her gün zangır zangır sarsılıyor demektir!

Darbe ortamı oluşturmak için psikolojik harekât faaliyetlerini yönetmekle suçlanarak tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ üç aydır biriktirdiği isyan duygularını mahkemeye şu sözlerle ifade etti:

“Bu iddianameye hiçbir itibarım yoktur. Genelkurmay Başkanı’nı böyle bir iddianame ile suçlamak yetersizliğin bir komedisidir!”

Yani Başbuğ, kendisini hedef alan “iftira”larla örülen oyunun bir acıklı komedi olduğunu düşünüyor.

Hükümet aleyhine kara propaganda yapan internet siteleri için suçlanamayacağını öne sürerek soruyor:

Sert savunma...

“Beni suçlayanlar komutanlık dönemimde tek bir internet sitesi bile açılmadığını mevcut olanların da kapatılmış olduğunu bilmiyorlar mı?”

Görev başında iken Ergenekon soruşturmasıyla bağlantılı suçlamalar nedeniyle söyledikleri, daha sonra İlker Başbuğ’un aleyhine delil olarak kullanılmıştır.

“Beni suçlayanlar o konuşmaları görevim ve sorumluluğum gereği yaptığımı bilmiyorlar mı?

TSK personelinin haksız ithamlarla yıpratılmasına ve itibarsızlaştırılmasına sessiz mi kalmalıydım?”

Eski Genelkurmay Başkanı en etkileyici itirazını duruşmaya ara verildiği sırada gazetecilere yaptı:

“Kaç korgeneral var burada? Dört korgeneral burada. Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay İkinci Başkanı da burada tutukluysa, bu karargâha terörist diyorsunuz demektir. Bu tarihe kara bir lekedir. Kimse Silâhlı Kuvvetler’e terörist diyemez. Diyemez.. Diyemez.”

Mahkemeyi ret

Yargılanması gerekiyorsa bunun yerinin Anayasamıza göre Yüce Divan olduğunu belirten Başbuğ, bu şarta uyulmamasını makama ve TSK’ya karşı çok ağır haksızlık gördüğü için savunma yapmayacağını ve bundan böyle hiçbir soruya cevap vermeyeceğini açıkladı.

Başbuğ’un duygusal ağırlığı fazla ama mantığa da ters düşmeyen itirazları en azından şu aşamada işe yaramadı.

Çünkü Başbuğ’un tutukluluk hâli devam ediyor.

Silivri mahkemelerinden yansıyan sesler ve görüntüler toplum vicdanında yaralar açıyor, toplumda kutuplaşmalar yaratıyor.

Elbette iddia edilen suçların işlendiğine dair kanıt varsa davalar açılsın, sorumlular yargılansın.

Toplumda adalet duygusunun zedelenmesine bu davaların açılması, şüphelilerin yargılanması sebep olmuyor.

Çünkü geniş bir toplum kesimi, yargının alet olarak kullanıldığı bir intikam dönemi yaşandığını, suçlananlardan büyük çoğunluğu sonuçta aklanacağını düşünüyor.

Tutukluluk rejimi, peşin bir ceza olarak değil hukuka uygun bir tedbir olarak kullanılmaya başlasa, toplum bir anda adaletsizliğin boğucu havasından kurtulacaktır.

Merak ediyorum;

Başbuğ’u bırakmayan mahkeme onun delilleri karartacağından veya firar edip izini kaybettireceğinden mi korktu?

DİĞER YENİ YAZILAR