Salı günleri toplanan parti grupları parti liderlerinin söylevleri çerçevesinde ülke gündemini oluşturuyor.
Millet de “unvan maçı” seyreder gibi dinliyor, izliyor bu konuşmaları.
Büyük tecrübesi ile Başbakan Erdoğan hemen her hafta Kılıçdaroğlu’na baskın çıkıyor.
Ama dün tersi oldu.
Kılıçdaroğlu daha üstün göründü.
Çünkü nasıl söylediklerinin değil ne söylediklerinin önem taşıdığı konuşmalardı.
Türkiye’nin bir numaralı ihtiyacı adalet özlemi ve adil yargılanma hakkıdır.
CHP liderinin gündeminde özgürlük ve adalet kavgası var. Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un tutuklanması, bu mücadeleye bir anda muazzam bir toplum desteği sağladı.
İlker Başbuğ’un hapse atılmak üzere mahkemeden çıkarken yaptığı açıklama kulaklarımızda çınlamaya devam ediyor:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin 26’ncı Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan tutuklanmıştır.
Takdir yüce Türk Milleti’nindir!”
Bu açıklamanın vicdanlarda açtığı yara Silivri mahkemelerinin temelinde göçük oluşturmuştur.
Kanama sürdükçe hasar büyüyecektir.
AKP’ye de yararı olur
Gerek bu olay, gerekse CHP liderinin yargılanmasını sağlamak amacıyla başlatılan dokunulmazlığının kaldırılması süreci, bir dönüm noktası olabilir.
Kılıçdaroğlu’nun toplum vicdanından yükselen isyan duygusunu, Silivri’de yapılan haksızlıklara son vermek için güçlü bir şekilde kullanması aslında iktidarı da kendine çekidüzen vermesi konusunda uyandırabilir.
CHP lideri, bir şiir okuduğu için seçilme hakkından yoksun bırakılan Tayyip Erdoğan’ın bugün basılmamış kitabın sansürcüsü olduğunu öne sürerken zehir gibi bir suçlamada bulundu:
“Dünün mazlumu bugünün zalimi oldu!”
Böyle bir kötü şöhret, AKP’nin hizmetler alanında elde ettiği başarıları siler süpürür, unutturur.
Herhalde Başbakan da bu gerçeği görmüş olmalı ki önceki gün Başbuğ’un tutuklanmasını “isabetli yol” olarak görmediğini, arzusunun tutuksuz yargılama olduğunu belirtti.
Ne kadar samimi olduğunu yakın günlerde göreceğiz.
Ama asıl meselenin, tutuklama tedbirini ceza aracı olarak kullanma alışkanlığına kökten son vermek olduğunu bilmek gerekiyor.
Tehlike böyle önlenmez
Bu ihmal edildiği takdirde ne olur?
Özel yetkili savcıların ve mahkemelerin çağdaş hukuka meydan okuyan “inadına kararlar”ı zalimlik suçlamalarına davetiye çıkarır, onlara haklılık kazandırır.
CHP liderinin dokunulmazlığını kaldırmak amacıyla başlatılan sürece iktidar asla destek olmamalı, samimiyetle göğüslemeye çalışmalıdır.
Neden istiyorlar Kılıçdaroğlu’nu?
Çünkü hapisteki iki CHP milletvekilini ziyaretinden sonra Kılıçdaroğlu kapıda şunları söylemişti:
“Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. İktidara muhalif olmanın bedeli 21’inci yüzyılın Türkiyesi’nde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu ayıbı ortadan kaldırmamız lâzım.”
Başbakan fezleke önlerine geldiğinde, kendi yargı düzenlerini kurmadan önce yargıya ve yargıçlara neler söylediğini bir hatırlamalı, öyle karar vermelidir.
Ama Başbakan’ın “olması gereken olmuştur” diyerek dokunulmazlığı kaldırma sürecine destek vermesi, endişeli bir soru yaratıyor.
Bu sözler, iktidarın Kılıçdaroğlu’nu tehlike görmeye başladığına işaret sayılabilir mi?
Mümkündür ama çare değildir.
Dokunulmazlığını kaldırmak Kılıçdaroğlu tehlikesini önlemez, büyütür!
Başbuğ desteği
Haberin Devamı

