Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması, kendisi için de, ülkenin geleceği için de riskli bir maceradır.
Siyasetçilerin, kanaat önderlerinin, aydınların görevi, ellerinden geldiğince ikna edici olmak ve bu macerayı önlemektir.
Ama muhalefet liderlerinin Başbakan Erdoğan'a "vazgeç" çağrısı yaparken benimsedikleri üsluba bakınca insan ister istemez soruyor:
CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ı samimiyetle maceradan caydırmaya mı çalışıyor, yoksa her türlü riski göze almasına sebep olacak bir tahrik kampanyası mı yürütüyor?
Muhalefetin ortak söylemi açık bir tehdide dayanmaktadır:
Uyarıları dinlemeyip Çankaya'ya çıktığı takdirde Recep Tayyip Erdoğan Yüce Divan'a gönderilecektir. Muhalefet seçimden sonraki yeni meclis kompozisyonunun bu imkânı tanıyacağına inanıyor.
Tek yol Çankaya
CHP lideri Baykal, AKP liderine "Sen aday olma, yoksa Yüce Divan'da yargılanan bir cumhurbaşkanı olursun" diye seslendikten sonra iktidar partisinden çıkacak başka bir aday üzerinde uzlaşma sağlanabileceğini söylüyor ama bazı koşullar sıralıyor:
"Aday iktidar partisinden de olabilir. Ama emir-komuta altında olmayacak, Anayasa saygısı, kurumlar arası ayarı olacak; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş mücadelesini ve tarihini benimseyecek; Anayasa düşmanlığı içinde olmayacak; cumhuriyeti, demokrasiyi özümseyecek ve cumhuriyet ve demokrasiyi kaynaştıracak."
Bu özelliklerin bir çoğuna Tayyip Erdoğan'ın sahip bulunmadığını Baykal gibi siz de düşünebilirsiniz. Zaten Baykal da bu şartları, Başbakan Erdoğan'da mevcut bulunmadığını halka düşündürmek için sıralamıştır.
Yani CHP liderinin yaptığı, tıpkı MHP lideri Bahçeli'nin yaptığı gibi uzlaşma çağrısı yapar görünüp Tayyip Erdoğan'ı aday olmaya neredeyse mecbur etme oyunudur.
Burada da kalamaz
"Aday olma yoksa Yüce Divan'da yolsuzluk sanığı olarak yargılanırsın" tehdidinden korkmuş ve o çok önemli, olmazsa olmaz şartlara sahip bulunmadığını adaylıktan vazgeçerek kabullenmiş bir Tayyip Erdoğan Başbakan koltuğunda oturmaya devam edebilir mi?
Edemez! Çünkü ok yaydan çıktı. Bu aşamadan sonra vazgeçerse "Yüce Divan'da yolsuzluklarının hesabını veremeyeceğinden korktu" diyeceklerdir. "Baykal gibi herkesin bir cumhurbaşkanında bulunmasını beklediği özelliklere sahip olmadığını dolaylı olarak kabul etti" diyeceklerdir.
Bu duruma düşen bir lider, Başbakan olarak da kalamaz!
Baykal ve Bahçeli yanlış mı yaptı? Kendi oyunlarına mı geldi?
Hayır… İstedikleri Erdoğan'ı Çankaya'ya yönlendirmek, AKP'yi Erdoğan kadar güçlü olmayan bir liderle genel seçime götürmek, "işgal tamamlandı" korkusunu halka vererek rejim endişesine düşecek kitleyi AKP dışındaki partilere mecbur etmektir.
Cumhurbaşkanı'nı doğrudan halka seçtirmemekten ağır pişmanlık duyacağız. Daha şimdiden o kadar belli ki!
Başbakan'a tuzak
Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması, kendisi için de, ülkenin geleceği için de riskli bir maceradır. Siyasetçilerin, kanaat önderlerinin, aydınların görevi, ellerinden geldiğince ikna edici olmak ve bu macerayı önlemektir
Haberin Devamı

