AKP’nin okumuş kesimle problemi var. Eğitim düzeyi yükseldikçe partinin destekçileri azalıyor.
İktidar yöneticilerinin bu gerçeği değiştirme çabaları elbette takdire değer. Çünkü üniversitelere gidip kendini anlatmak muhafazakâr siyasetçi için cesaret isteyen iştir.
Cesaret yeter mi dinletebilmek için?
Hayır. O nedenle Başbakan’a bazı önerilerim olacak:
Üniversitelere “koskoca Türkiye’nin Başbakanı“ olarak değil, gençlerin iktidarı beğenmeme hakkına, eleştirme ve hatta protesto etme özgürlüğüne saygı gösteren alçak gönüllü bir toplum lideri kimliğinde gitmeyi, girmeyi denemelidir.
Başbakan nasıl olurmuş; asi çocuklara bunu göstermek yerine, kendini konuk yerine koyarak yaklaşmalıdır üniversitelere.
Üniversitenin kampüsünü değil gençlerin kalplerini fethetmeyi düşünmelidir.
Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’ne giden Başbakan’a yüz kadar öğrenci protestolu bir karşılama hazırladı.
“YÖK’süz üniversite“ ve “AKP’siz Türkiye“ çağrısı yapan bu çocuklara 500’e yakın polis müdahale etti.
Biber gazı da sıkan bu orantısız güç asayişi sağlayamaz, şefkat yoksunu bir otoriteye karşı isyan duygusu tahrik eder.
Yapılabilecek en büyük yanlıştır.
Nitekim akademik kadronun yarıdan fazlası “üniversite özerkliğini ayaklar altına alan, ifade özgürlüğü ve temel demokratik hakları hiçe sayan polis müdahalesi” nedeniyle hükümet ve emniyet yetkililerini kınayan bir bildiri yayınladı.
Hocalar daha vahim olaylar önlendiyse bunun öğrencilerin “sivil protesto geleneklerini koruyabilmeleri” sayesinde sağlandığını belirttiler.
Son günlerde üniversiteleri karıştırmaya yönelik kışkırtmaların uç verdiğine dair olaylar gözlüyoruz.
“Karşıt görüşlü öğrenci grupları” diye başlayan haberler sık duyulmaya başladı.
Aman dikkat!.. Herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır.
Dün Devlet Bahçeli MHP’li gençleri “kavga ve kargaşa tezgâhlarına karşı” uyardı, gerilimin ve çatışmanın tarafı olmamalarını istedi onlardan.
Başbakan da güvenlik güçlerini üniversitelere, çağdaş ve özgür bir ülkede nasıl oluyorsa öyle yaklaşmaları için uyarmalıdır.
Kaba kuvvet, sopa ve biber gazı hiçbir Başbakan’a üniversiteli gençlerden görmek istediği saygıyı getiremez.
Hele sevgiyi hiç!
Kötü örnek reklâmı!
TRT tabii ki habercilik yapacak.
Ama halkın parası ile bir katili parlatmanın habercilik olmadığını unutmadan...
Mehmet Ali Ağca’yı TRT’de canlı yayına çıkaranlar hakkında kovuşturma isteyeceğini söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın tepkisi yerindedir ama programı “basın özgürlüğü” diye onayıp alkışlayan Başbakan’ı nasıl ikna edecek?
Belki şunu anlatabilir:
Ağca, gazeteci Abdi İpekçi’nin katilidir. TRT Ağca’nın bu yüzünü saklamıştır.
Sonra kendini parlatmak için komplo teorileriyle saçmalamasına izin verilmiş, geriye kala kala vurduğu Papa’nın kendisine cezaevinde neredeyse “teşekkür” ziyareti yaptığı bir tuhaf adam kalmıştır.
Herhalde izleyiciler, Ağca’nın program sırasında bunca saygıyı hangi niteliği sebebiyle hak ettiğini pek merak etmişlerdir.
TRT’de böyle bir programın banda çekilmesi gereğini akıl edecek bir yetkili çıkabilmeliydi.
O sigorta işleseydi, program yayınlanmaya değer bulunmaz, TRT de bu ayıba düşmezdi.
Türkiye, bir çok Hırıstiyan din adamının çocuk yaşta gençler tarafından vurulduğu öldürüldüğü bir ülkedir.
Ağca’yı Papa vuran adama indirgeyen TRT ne yapmaya çalışıyor?
Başbakan'a öneri
Haberin Devamı

