Referandum kampanyasında halktan “Evet” oyu isteyen iktidar, daha çok özgürlük ve adalet sözü vermişti.
Üç generalin öyküsü, talihsiz bir başlangıç oldu!
Halktan onay alan anayasa paketi Yüksek Askeri Şûra kararlarına karşı yargı yolunu açtı biliyorsunuz. Ama ilk deneme duvara tosladı.
Hak aramaya kalkan üç general açığa alındı...
Balyoz iddianamesinde suçlandıkları gerekçesiyle Ağustos’ta terfi ettirilmeyen generaller, haklarını aramak için idari yargıya başvurdular.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi yapılan işlemin haksızlığına hükmederek yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Başbakanlık ile Savunma ve İçişleri bakanlıkları bu kararı kaldırması için iki kez mahkemeye itirazda bulundular.
5 Kasım’da verilen son ret kararı üzerine iki bakanlık adı geçen generallerin “açığa çıkarılmaları” yoluyla tasfiye edilmeleri tercihine yöneldi.
Ama hedefteki askerler yine pes etmeyip hukuk içindeki mücadelelerini sürdürdüler.
Artık durmak lâzım
Şimdi son olarak açığa alınmalarına ilişkin kararın yürütmesini durdurmak amacıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne gitmiş durumdalar.
Herkesin merakı şu: Mahkeme generallerin talebini haklı bularak yürütmeyi durdurma kararı verecek olursa hükümet tarafı ne yapacak?
Halk üstünde olumsuz duygular uyandıran bu kan davası görüntüsünü sürdürmekte iktidarın daha ne kadar ısrarcı olacağı, cevabı bilinmeyen bir soru olarak duruyor.
CHP adına Akif Hamzaçebi dün iktidarın anayasa paketi ile taahhüt ettiği hakkı kullanan generallere yanlış yaptığını öne sürerek “yapılması gereken şeyin” yargı kararına uyarak üç generalin terfilerini vermek olduğunu belirtti.
Aksi halde anayasa paketi bağlamında sarfedilen demokratikleşme, sivilleşme gibi sözlerin hiçbir değer taşımayacağını söyledi. Haklı...
Yazık ki Cumhurbaşkanı Gül bu olaya şaşırtıcı denecek kadar dar bir açıdan bakıyor. Dün İsviçre’ye giderken yaptığı açıklama, ancak eskilerin “evlere şenlik” sözünü hak edecek tuhaflıktaydı:
Abartmayın çocuklar!
“Aslında bu hususu çok fazla abartmaya da gerek yok. Biliyorsunuz bu ülkede emniyet genel müdürleri bile aynı şekilde açığa alınmıştır!”
Abdullah Gül medyaya bu sözlerle aslında “Konu asker diye meseleyi büyütmeyin” demeye getiriyor.
Böyle bir meselede ölçü asker-polis dengesi kurmak mı, adaleti arayanların kökenine, mensubiyetine bakmadan salt haklı ile haksızı ayırmak mı olmalı?
Askeri itibarsızlaştırmaya dönük bir kampanyanın uzun zamandır sürdüğünü ve bu durumun toplumda olumsuz duygular yarattığını Cumhurbaşkanı görmüyor mu?
Cumhurbaşkanı’nın sistemimizde ayırıcı niteliği tarafsız olmasıdır. Tarafsızlığından soyunduğu zaman geriye salt siyasetçi kalıyor.
Bu karmaşaya ancak bir devlet adamı çözüm bulabilir.
İşine gelen durumlarda “Hukuka ve yargıya saygı gösterin” diyen Başbakan acaba burada da aynı standardı benimleyerek adamlarına “Yeter artık. Hukuku daha fazla zorlamayın” demez mi?
Ortada intikamcı bir görüntü var ve hiç yakışmıyor!
Başbakan isterse
Haberin Devamı

