Başbakan’ın kaçak yapılarla ilgili kararı ve açıklama yaparken seçtiği sözcükler ve ses tonu korkutucu oldu.
İstanbul’un yarısının “kaçak“ olduğu düşünülürse 6-7 milyon insanın yürek çarpıntıları geçirmekte olduğunu tahmin edebiliriz.
Biliyorsunuz Başbakan geçen gün kaçak yapıları mülk sahibine bile sormadan kamulaştıracaklarını “açık-net” ortaya koydu:
“Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş, bunları dinlemeyeceğiz artık. Çünkü bu tabloları defaatle yaşamaktansa iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır!”
Başbakan gerçekten bu söylediğini yapar mı?
Keşke yapabilse...
Sıkıştığı zaman baskın çıkarak hesap verme konumundan sıyrılmayı çok iyi biliyor AKP yönetim kadroları.
İktidarının onuncu yılında bile aksaklıkların sorumluluğunu sırtına yükleyeceği “günah keçisi” bulmakta üstlerine yok!
Bu olayda da Başbakan yeteneğini konuşturmuş iktidarın deprem yıkımındaki vebalini tartışma gündeminden uzaklaştırmayı başarmıştır.
Hükmedici ses tonu “On yıldır aklınız neredeydi?” diye sormayı akıl edenleri de korkutup susturmuştur.
İktidar keşke Başbakan’ın sözünü ettiği tedbiri hayata geçirecek cesareti gösterse ve bunun maddi kaynağını yaratabilse..
Ama böyle bir niyet mevcut olsa beklenmekte olan büyük depreme hazır olmak için toplanan 50 milyar liraya yakın vergi başka hizmetlere harcanmazdı.
Ah şu rant aşkı...
Maliye Bakanı’nın dediğine göre tehlike coğrafyasında bulunan kentleri güçlendirmek vaadi ile halktan toplanan paralar duble yollara, eğitime, sağlık hizmetlerine kullanılmış.
Ne demek bu? Vatandaş depremde ölene kadar bari iyi yaşasın; bu mu?
Kaçak yapılarla ilgili emri vermeden önce Başbakan bir zahmet “İstanbul’da çadır kentlere ayrılmış olan alanlara ne oldu?” diye soruversin.
Depremlerde daima en ağır bedelleri ödemeye mahkûm olmaktan kurtulamayacağımızı hemen görecektir.
Japonların İstanbul için tahmini 70-90 bin ölüm, 600 bin ailenin evsiz kalması, 100 milyar dolarlık maddi kayıptır.
Van ve Erciş, İstanbul’un binde biri değil; İstanbul’un yaşayacağı sıkıntı ve aksaklığı bulmak için binle çarpmalıyız. Belki aklımız başımıza gelir.
İstanbul’da hayat, Van depreminden gereken dersi çıkarmış bir aklı selimin disiplinini yansıtmıyor.
Gölcük depreminden sonra İstanbul’da çadır kentler için 480 büyük arazi saptandı.
Deprem vergilerini başka yere kullanan kafa, 12 yılda bu çadır kentlerin arazilerini lüks konutlar ve alış veriş merkezleri ile doldurdu.
Neyin hazırlığı şimdi bu?
Belediyeler depremden sonra geride kalacak olanları yaşadıklarına pişman edecek bir cehennemi karmaşa mı hazırlamaya çalışıyor?
Bu durumu seyreden iktidar seçim kaybetmeyi göze alıp İstanbul’un yarısını yıkamaz.
Nasıl yeni bir Anayasa yapacaksak, yeni bir deprem senaryosu yazmak ve ona uymak zorundayız!
Başbakan dediğini yapabilir mi?
Haberin Devamı

