Sadece ekonomi alanında değil devlet adına verilen her kararda objektif davranmak lâzım.
Takıntılı tavır zarardır; mesela “faiz haram” diyen yetkili biri piyasanın psikolojisini bozar.
Financial Times gazetesi, Türkiye Merkez Bankası’nın faizleri artırma kararını “gerekli ama yetersiz bir adım” diye yorumladı.
Başbakan “dert etmeyin” demeye getiriyor; “başka tedbirlerimiz de var!”
Yüksek faizin tek enstrüman olmadığını belirterek “B planı, C planı noktasında çalışmamız olabilir” diyor.
Financial Times, siyasetçilerin para politikalarına burunlarını sokmaktan sakınmaları gerektiğini yazmış..
Faiz lobisi adını verdiği “haram yiyiciler” karşısında Başbakan’ın direndiğini belirten gazete piyasaların şimdi enflasyon endişeleri taşıyacağını ifade ederek şöyle devam ediyor:
“Erdoğan faiz artışlarına karşı güçlü antipatisini kamuoyu önünde ifade etmeye devam ettikçe Türkiye’nin enflasyonla mücadelede ciddi olduğuna inanmak zor olacak!”
Başbakan’ı faiz artışına razı etmek için harcanan zaman, acaba krizin bize maliyetini kaç milyar dolara yükseltmiştir?
Başbakan Erdoğan “birkaç haftaya kadar B planını, C planını belki açıklayabiliriz” diyor.
Peki Türkiye’yi yeni bir belirsizlik içine sokmuyor mu bu söz?
Ülkemizin krizlere karşı dayanıklılık göstermesi, yakın geçmişe kadar yaşadığı istikrarın ödülü idi.
AKP’nin baskıcı yönetim anlayışı ve Başbakan’ın faize karşı beslediği ideolojik antipati, istikrarı yedi bitirdi.
Böyle durumlarda hukuk devleti olma güvencesi yabancı sermayenin sığınağıdır.
Ama yargıda ve Emniyet’te yaşanan kitlesel tayinler o sığınağı da düzensiz ve güvensiz hâle getiriyor!
Beklemek zor
Kurtarıcı pozuna girenler rollerini çok güzel oynuyorlar.
Ama o kadar çok tekrarlandı ki bu oyun, artık kimse yemiyor!
Özel yetkili mahkemelerin mağduru olarak yıllardan beri cezaevlerinde mahkûm hayatı yaşayan tutuklular var.
İktidar partisi bu adaletsizliğe artık bir son verme kararına varmış görünüyor.
Bunca yıl adaletsizliğin ayıbına katlanmak pahasına çare üretmeyenler şimdi hızlanmış görünüyor.
Suç işlemediğine inanan ve bu haksızlığın onur kırıcı cefasını yıllardan beri çeken yüzlerce insan, şimdi kapısını özgürlüğe açacak düzenlemeyi heyecan içinde bekliyor.
Bu ümit olmadan yatmak da haksızlıktır ama kurtuluşu bugün-yarın diye beklemek işkencedir.
Çözüm iktidar partisinin iradesindedir.
İşkence bitmeli artık; vebal AKP’nin omuzlarındadır!
Başbakan çok karışmasın..
Haberin Devamı

