Milli Eğitim Bakanlığı’na artık sadece Eğitim Bakanlığı diyorum; kimse kusura bakmasın!
Bu bakanlığın ilköğretim öğrencilerine “100 Temel Eser” diye tavsiye ettiği kitapları çevreleyen kuşku bulutları, deşifre olan her yeni kitapla biraz daha dağılıyor ve ne yapılmak istendiği sorusu her gün biraz daha netleşiyor.
Arkadaşlarımız dün de “Türk Manilerinden Seçmeler” ve “Tekerlemeler” adlı kitapları buldu. Bu kitapların üstünde de “Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim 100 Temel Eser” yazıyor.
Tabii yine argo sözcükler ve küfürlerle dolu. Meselâ şu manileri okuyunca insan, kitabı basanların ve ilköğretime önerenlerin çocuklara ne yapmak istediklerini merak ediyor:
“Su koydum su taşına/ Masanın ortasına/ Memelerin benziyor/ Ferik yumurtasına.”
“Mendilin ipeklisi/ Tarlanın tezeklisi/ İyi olur oğlanlar/ Karının göbeklisi.”
“Ecevit’in kafası/ Cum Sezer’in sopası/ Aptal olduk hepimiz/ Kafaları kopası.”
İktidar partisinin kafasına uygun biraz siyaset, yanında da bayağı denilebilecek kalitede bol bol cinsellik. Allah çocuklarımızı bu kafalardan korusun!
Artık bu kitaplara “Temel Eser” denilemez. Bunlar olsa olsa toplumun temeline konulan dinamitlerdir.
Bir ülkeye karşı bir çürütme ve yıkım saldırısı yürütülse ancak bu kadarı yapılabilir.
Bir yandan İslâmi yaklaşımlı zorlamalarla bozulmuş çocuk klasikleri, öbür yanda bilmece, tekerleme ve mani bahanesiyle argo ve küfür bombardımanı.
Ahlâk, edep, hürmet denince mangalda kül bırakmayan iktidarın çocuklara önerdiği “eserler”e bakar mısınız? Sansürsüz olarak sayılıp dökülen cinsel uzuvlardan geçilmiyor.
AKP’nin millete hesap verme borcu vardır. Bakanlık “milli” iken bu kitaplar Talim Terbiye Kurulu’nun denetiminden geçiyordu. İktidar 2003’te yönetmelik değiştirerek bu denetimi kaldırdı.
Başbakan oldum olası niyet okuyanlardan yakınır.
Çocuklarımızı bu ahlâksızlıkların av malzemesi haline getiren denetim boşluğunu hangi iyi niyet yarattı?
Haydi, çıkıp söylesin!
İnsaf lâzım
Pazarlık dediğiniz şey, vicdan ve ahlâk zemininde yürümeli.
Adalete ancak öyle varılır.
Oysa iktidarın memurlarla yürüttüğü pazarlık, IMF’ye gösteriş olsun diye kıran kırana bir havada sürdürülüyor.
İki milyon aileyi gerginlik içinde tutmanın, sonunda nasıl olsa verilecek olan makul bir zammı yokuşa sürmenin âlemi var mı?
Hükümet 2007 için iki yarı yılda yüzde 2’şerden toplam yüzde 4 zam önerdi. Sendikalar “bu hakarettir” dediler ama “patron” taviz vermedi. Sonunda KESK bu tutumu protesto ederek görüşmelerden çekildi.
İktidar sorumluluğu elbette mali disipline uymayı gerektirir. AKP seçim yılında belki örnek bir davranış sergiliyor.
Ama ölçü kaçırılırca bunun adı insafsızlık oluyor.
Şu aşamadaki durum budur!

