Başarının hayırlısı...

Haberin Devamı

Yabancılar ve Türkiye’nin gerçeklerine yabancı kalanlar şunda yanılıyorlar.

Türkiye İslâmı demokrasi ile uzlaştırmayı başarmış örnek bir ülke. Doğru ama hem İslâmı, hem demokrasiyi laiklik ile sigortaladığımız için bunu başardığımızı unutmamak lâzım.

Bunu unutuyorlar. Unutmak bir yana laiklikten verilen her tavizin demokrasi için kazanım olduğunu sanmanın cehaletine düşüyorlar.

Siyasal İslâm’ın devleti yönetmek ve toplumsal yaşamı dinsel kurallara göre düzenlemek gibi iki hedefi vardır. Laik rejimin boşalttığı her alanı bu amaçlara kendilerini adamış örgütler, cemaatler dolduruyor.

Hayati gerçeği iş işten geçmeden kavramamız lâzım:

Müslüman bir ülkede laiklik demokrasinin garantisidir. Yani laiklik demokrasiyi güven içinde yaşatır. Ama demokrasi tek başına laikliğin güvenliğini garanti etmiyor.

Niçin korkutuyor?

Korkulan şudur: AKP önümüzdeki seçimi de kazanırsa iktidarla devlet kurumları arasındaki çatışma daha da tırmanabilir.

Le Monde gazetesi dün “AKP seçimden çok güçlü çıktığı takdirde kriz sürecektir” diye yazdı.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Abramowitz de Newsweek dergisinde aynı görüşü tekrarladı:

“AKP seçimlerde yine tek başına iktidar elde ederse Türkiye’nin sorunları katlanabilir!”

Abramowitz şöyle bir tahmin de yapıyor: “Eğer laikler askerler ile AKP arasında bir seçim yapmaya zorlanırlarsa çoğunun askerleri seçeceğini sanıyorum.”

Bu görüşler abartılı olabilir. Ama en azından anketlerin tekrarladığı bir tespit var ki o da AKP’nin ikinci kez iktidara geliyor olduğudur.

Selçuk Üniversitesi’nin son anketi AKP’yi yüzde 36.8, CHP’yi yüzde 21, DP ile MHP’yi yüzde 10 barajı sınırında gösteriyor.

Merkez sağdaki birleşme gerçekleşmez, MHP de görünmez zincirlerinden kurtulmazsa karanlık senaryoların şartları oluşacaktır.

Seçim barajını makul bir sınıra indirmediğimiz için ağır bir fatura önümüze konabilir.

Tarihsel sorumluluk

Türkiye bir dönüm noktasında. Birleşmesi gerekirken seçime ayrı ayrı girerek milyonlarca oyu çöpe gönderen ve laik demokratik cumhuriyetin kendini savunma gücüne zarar veren partiler ve önderleri bırakın tarihi çocuklarına nasıl hesap verirler bilemeyiz.

Ama daha büyük sorumluluğun AKP’ye düştüğünü, kendi önderlerinin unutmaması gerekiyor.

Başbakan Erdoğan, seçim anketlerinin müjdelediği zaferin erken sarhoşluğundan kurtulmalı ve devlet kurumları ile olan çatışmaya son vermelidir.

Küçükken birbirlerine “hayırlı başarılar” dileyen insanları garipserdim.

Şimdi onları anlıyorum.

AKP de başarının hayırlısını aramalı, onu hak etmenin sorumluluğunu ve cesaretini göstermelidir.

Devletle kavgaya devam ederken parti vitrinini düzgün insanlarla süslemenin hiçbir değeri yoktur!

DİĞER YENİ YAZILAR