Başaramadı!

Orgeneral Büyükanıt'ın hedef olduğu şey vahim ve meşum bir komplo idi...

Haberin Devamı

Orgeneral Büyükanıt'ın hedef olduğu şey vahim ve meşum bir komplo idi.

Bu komploya hiç meydan verilmeyebilirdi.

Meselâ Van Savcısı hakkındaki müfettiş soruşturması, Rektör Aşkın iddianamesi çıktığı zaman başlatılsaydı Kara Kuvvetleri Komutanı'nı yeterli delil olmadan çetecilikle suçlayan iddianame yazılmazdı.

Van Rektörü Aşkın hakkında düzenlenen iddianamenin yanlışlığı konusunda üniversite rektörleri bazı kurumlara uyarı ve şikâyet ziyaretleri yaparken Genelkurmay Başkanı Rektörler gelirse kabul etmeyeceğini" söylemişti.

Hukuk devleti adına yaptığı bu jestin kendi kurumuna yönelmiş kötü niyete eylem cüreti kazandıracağını elbette tahmin edemezdi.

Bu olay taşları yerlerinden oynatmıştır. Kurumlar arasındaki güven duygusuna zarar vermiştir.

Laikliği ve ülke bütünlüğünü önemseyen çevreler bundan böyle iktidarla ilişkilerinde daha dikkatli olmaya kendilerini mecbur hissedeceklerdir.

Büyükanıt krizi, cumhurbaşkanı seçimine ilerleyen süreçte Tayyip Erdoğan'a eşi bulunmaz bir fırsat sunmuştu.

Anayasa Cumhurbaşkanı'na "devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmek" görevini yüklüyor. Tarafsızlık maskesi ile pusuya yatmış siyasetçi portresi yerine krizi zayiat yaratmadan önleyen devlet adamı görüntüsü çizmek Tayyip Erdoğan'a büyük prestij kazandırırdı.

Başbakan "hiçbir şeye karışmamış, tartışmaları medyadan izlemiş..."

Keşke inisiyatif alma basiretini gösterseydi. Çünkü o zaman devletin en hassas kurumlarını karşı karşıya gelmekten kurtarabilir, Şemdinli bombalarını patlatan melaneti de saklanacağı bir karamboldan yoksun bırakırdı.

Krizi yönetemedi. Çünkü siyasetçi kimliğini aşamadı.

Meclis çoğunluğu var; zorlarsa Cumhurbaşkanı olabilir.

Ama performansı şunu gösteriyor:

İyi bir Cumhurbaşkanı olamaz!

Kötü şöhretin bedeli
Hazreti Ömer "Bir insanın nesi çoğalırsa onunla şöhret bulur" demiş.

Bizim şöhretimizi de rüşvet ve yolsuzluk olayları inşa ediyor. Türkiye yıllardan beri "temiz toplum" sıralamalarında her yıl listenin en dibindeki ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye'deki sistem devlet parası ile müteşebbis yaratmak ve sürekli olarak siyaset sınıfını yemlemek üstüne kuruludur. Partiler muhalefette bu tecavüzleri görürler, lanetlerler ama iktidara gelince kendi çakallarını, kurtlarını doyururlar.

Hiç değişmedi bu düzen. Ve sonunda devletimiz, aldığı hibe yardımı ile yaptırılacak işlerde rüşvete para kaptırılmayacağına dair taahhütte bulunma mecburiyetine kadar düştü.

Anlaşma, Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi binasının inşası için Japonya'nın yapacağı 288 milyon Yen (2.4 milyon dolar) hibe yardımını konu alıyor.

Meclis Dışişleri Komisyonu rüşvete karşı güvence içeren maddenin metinden çıkarılması için anlaşmayı hükümete iade etti.

Bunu yaparken milletvekillerimiz acaba ne düşündüler?

İki sebebi olabilir:

Ya rüşveti önleme taahhüdünü onur kırıcı buldular...

Veya parayı az buldular!

DİĞER YENİ YAZILAR