Baş imam mı?

Dünkü VATAN’da “Baş imamlar geliyor” başlıklı haberi görmüşsünüzdür

Haberin Devamı

Dünkü VATAN’da “Baş imamlar geliyor” başlıklı haberi görmüşsünüzdür.

AKP iktidarının din saplantısını bilenlerin kafasında bu haber “Acaba yine ne tür bir istismar peşinde koşuyorlar?” şüphesi uyandırmış olabilir. İktidar bunu hak ediyor.

Aslına bakarsanız, yeterli sayıda din görevlisi bulunmadığına yönelik yakınmaları uzun süredir işitiyoruz.

İktidar bu yasa tasarısı ile yeni unvanlar ihdas ederek din görevlisi kadrolarını tartışma yaratmadan artırma taktiği mi uyguluyor yoksa din görevlileri arasında bir hiyerarşi oluşturarak başka hevesleri tatmine mi uğraşıyor?

Bakanlar Kurulu’ndan geçerek görüşülmek üzere meclise gönderilen tasarı “imam hatip”, “uzman imam hatip” ve “baş imam hatip” gibi basamaklar öngörüyor.

Bu yeni düzenlemenin dinimize de, laik devletin karakterine de uygun düştüğünü söylemek mümkün değildir.

Öteki dinlerde başrahip, başhaham gibi unvanların var olması bizde de olmasının gerekçesi yapılamaz. Çünkü onlarda ruhban sınıfı var ama İslâm dininde yok.

İmam ve vaizlerin derecelendirilmesi Türkiye’de bir ruhban sınıfının oluşturulması yolunda ciddi bir adım olacaktır.

Özellikle büyük kentlerdeki camilerin birçoğu, zaten cemaat ve tarikatlar temelinde bölünmüş durumdadır. Baş imamlık unvanları mevcut yapıyı meşrulaştıracaktır. Ayrıca da camiler arasında kalite farkı varmış duygusu yaratacaktır. Doğru bir şey değil bu.

Evet, güvenilir önderler güdümünde cemaatlerin oy deposu haline getirilmesi, tıpkı aşiret oyları gibi deste deste devşirilmesi, din üstünden siyaset yapan partilere cazip gelebilir ama buna fırsat verilmemelidir.

Din istismarının tahribatını artıracak din dışı unvanlar yaratmadan önce herkes bir daha düşünmeli!

Kesici’nin sitesi
İlhan Kesici’nin kişisel internet sitesinin açıldığını duyurmak amacıyla düzenlediği toplantıya ilgi büyük oldu.

DPT Müsteşarı olduğu tarihten bu yana ürettiği fikir ürünlerinin ve onlarla ilgili medya değerlendirmelerinin yer aldığı site, umarız başka siyaset ve devlet adamlarını da özendirecektir.

Hoş, Karadenizli bir dostunun site kurduğunu duyunca ona “Sen düzgün adamsındır. Bana da sitenden bir daire ayırıver” demesi çok cesaret uyandırmıyor ama Kesici geleceğe yönelik bu köprüden çok ümitvar.

Epeydir aktif siyasetten uzak duran Kesici’nin bu toplantıda merkez sağ partilerin birleştirilmesi amacında rol üstlenerek dönüş yapmaya hazırlandığını öğrendik.

Bu görevi mecburiyet duygusu şeklinde algılamasına sebep olan şartları değerlendirirken, Hindistan kapısı Karakurum’da “Tıkandık, kıpırdayamıyoruz” diyen komutanlarına Büyük İskender’in ünlü sözlerini tekrarladı:

“Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız.”

Kesici, Türkiye’de bundan sonra yapılacak her türlü seçimin artık iki turlu yapılması gerektiğini savunurken, Başbakan Erdoğan’a da cumhurbaşkanı olmaması çağrısında bulundu.

Ve bu çağrıyı Yunus’un dizeleri ile yaptı:

Göz ola dağın arkasını göre;

Akıl ola başına geleceği bile.

DİĞER YENİ YAZILAR