Önderlerini izlemek AKP iktidarının rotasını tahmin etmeye yetmiyor.
Meselâ 1 Mayıs basiretsizliği ülkenin en etkili işveren kuruluşu olan TÜSİAD’ın bile tepkisini çekmiştir.
TÜSİAD Başkanı DİSK Başkanı’nı arayıp “geçmiş olsun” derken yayınlanan bildiride patronlar “Emeğe saygı gününde işçilere karşı orantısız güç kullanılmasından kaygı ve üzüntü duyduklarını” bildirmişlerdir.
Haydi olan oldu, bari bu tecrübeden gerekli ders çıkarıldı mı?
Gelecek yıl aynı ilkelliğin tekrarlanmayacağı konusunda biraz ümitlenebilir miyiz?
Çalışma Bakanı Çelik’i dinleyince hafif bir ışık görüyoruz. Bakan dün Vali’den hesap soran bir tavırla “Biz de rahatsızlık duyduk. O görüntüler olmamalıydı” dedi.
Ama sonra Başbakan “Ayaklar baş olursa” dediği günün kibirli asabiyetinden bir milim olsun gerilememiş halde “Devlet burada üzerine düşen görevi yapmıştır” dedi!
AKP’nin kapatma davasında beklediği adalet ile 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen işçilerden esirgediği merhamet, insanı acı acı güldüren bir çelişki sergiliyor.
İyi polis-kötü polis
Başbakan ve Çalışma Bakanı, partiyi korumak adına “iyi polis-kötü polis” oyunu mu oynuyor? Hayır, bu tamamiyle iletişim eksiğinden kaynaklı kötü yönetim manzarasıdır.
Öyle bir oyun gerekli görülseydi “kötü polis” rolü Başbakan’a değil mutlaka Çalışma Bakanı’na düşerdi.
Farkında mısınız; kapatma davası açılınca yargı ile çatışma havasına giren, adeta istikrarsızlık şantajına başvuracağı şüphesi uyandıran AKP lideri ve parti sözcüleri, adaleti yücelten türküler söylemeye başladılar.
Anayasa Mahkemesi kararını inanç ve metanet ile bekleme kararı elbette doğru bir tercihtir. Yeter ki partinin tüm uzuvları bu karara uysun.
Dikkatinizden kaçmış olamaz; laiklik karşıtı eylem ve söylemler son günlerde azaldı. Türban tahrikleri sıfıra indi. Başbakan bile dine gönderme yapmaktan sakınıyor konuşmalarında.
Söylemek kolay ama..
Bunlar kötü şeyler değil. “Sizi takıyyeciler, aklınız neredeydi?” diye alaya almamak, tahrik etmemek lâzım. Kapatma davası korkusuyla bile olsa din istismarı azalmışsa sevinmek gerekir.
AKP yönetimi için birinci öncelik tabii ki Anayasa Mahkemesi yargıçlarını etkilemektir. Ama bunun çaresi samimi olduklarına halkı inandırmaktır.
İşte büyük zorluk burada!
İktidar, Çalışma Bakanlığı’nın yurt dışı örgütüne yapılacak tayinlerde uygulanan “mesleki yeterlilik sınavı”nı kaldırmaya hazırlanıyor. Amaç tabii ki yurt dışı kadrolarını da eşi türbanlı yandaşlarla doldurmaktır.
Görüldüğü gibi, farklı görünmek o kadar kolay değil.
Başlar frene basar basmaz sistem hemen durmuyor.
Ayaklar bir süre daha yürümeye devam ediyor!
Baş ile ayakların iletişim sorunu
Haberin Devamı

