Barışın ahlâkı

Herkes barış istiyor ama nasıl bir barış? Saddam'ı koruma sonucunu doğuran bir barış egoist bir teslimiyet değil mi? "Saddam kendi halkına ne istiyorsa yapsın yeter ki bize ilişmesin!."

Haberin Devamı

Herkes barış istiyor ama nasıl bir barış? Saddam'ı koruma sonucunu doğuran bir barış egoist bir teslimiyet değil mi?

"Saddam kendi halkına ne istiyorsa yapsın yeter ki bize ilişmesin!."

İnsan hakları standartlarının ulaştığı bugünkü boyutta "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" bencilliğine dayalı bir barış savunuculuğunun kalitesini sorgulamak gerekir.

Yakın zamana kadar sorgulanmadı çünkü Irak gibi büyük bir petrol istasyonunun açık kalması, ne pahasına olursa olsun bu ülkenin otorite boşluğuna düşmemesine bağlıydı.

Kendi halkına bile zehirli gazla katliam uygulayan Saddam, etnik yapısı kırılgan Irak'ı bir arada tutacak yapıştırıcı idi.

ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya dahil Batılı ülkeler bu amaçla Saddam rejimini desteklediler, silâhlandırdılar.

Çocuklar ölmesin..
Bu desteğin megaloman bir saldırgan yarattığı farkedildiğinde iş işten geçmişti.

Şimdi hepsi Irak'ın silâhsızlandınlmasını istiyor. ABD ve İngiltere güç kullanmadan Saddam'in buna razı olmayacağına inanıyor, ama ötekiler muhalefet ediyor.

Bu muhalefet, Irak halkının Saddam despotizmi altında rehin kalmasını onaylamak değil mi?

Barış bunun neresinde?

Irak halkı dünyanın en zengin toprağı üstünde yıllardır onur kırıcı bir yoksulluk yaşıyor. Çünkü Saddam bu zenginliği halkının ferahına değil silahlanmaya ve savaşa harcadı.

"Savaş olmasın, çocuklar ölmesin" diye sokağa dökülenler, bu zalim delinin yarattığı cehennemde her yıl kaç yüz bin çocuğun yoksulluk ve hastalık yüzünden öldüğünü bilmiyorlar mı?

Barış şansı artacak
Mitler'den Mussolini'ye ve Taliban'a kadar savaşla giden bütün despotlann ardından halkları kurtuluşlarını kutladı.

Biz destek vermesek de Amerika Irak'a girecek ve Saddam gidecek.

Öyle bir durumda, Saddam'dan kurtuluşu kutlayan Irak halkına ve yeni rejimine Türkiye "Size dostluk yapmak için böyle davrandık" mı diyecek?

Savaşın bedelini tartışanlar, Saddam'lı bir barışın ahlâkına, bedeline ve sonuçlarına da kafa yorsunlar..

İktidar bu gerçekleri tabanından korkarak seslendirmedi ama yürüttüğü politikanın temeli olarak kullanmayı da ihmal etmedi, önleme imkânına sahip bulunmadığımız bir savaşın risklerine karşı güvenceler sağlamak için kozlarını yerinde kullandı.

ABD ile kesilen müzakerelerin tekrar başlaması ve uzlaşma yolunun açılması umut verici bir gelişmedir.

En büyük dileğimiz bu uzlaşmanın Bağdat'taki despotun direncini kırması ve onu halkına daha fazla zarar vermeden çekilmeye mecbur etmesidir.

Barış en etkileyici şansı Türkiye'nin "evet" demesiyle kazanacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR