Barışa nasıl hizmet eder?

Haberin Devamı

Kamuda baş örtüsü yasağının kaldırılması ve okullarda Andımız’ın okutulmaması kararları hayata geçti.

Değişiklikler bakalım uzlaşmaların tabiatından gelen barış olgusuna hizmet edecek mi?

Özellikle türban, yıllar boyu süren çekişme ve çatışmaların ve tabii istismarların da sebebi olmuştur.

Böyle bir durumun çatışmalara yeni bir zemin sağlayacağını unutmamak gerekir.

Başbakan dünkü meclis grubunda konuşurken “Devlet vatandaşına yaşam tarzı dayatamaz. İnanç, mezhep dayatamaz. Çocukluktan başlayarak format atamaz” diyordu.

Söylediklerinde gerçek payı var ama aşırılık nasıl tarif edilirken objektiflik bozuluyorsa, düzeltme aşamasında da problemlere sebep oluyor.

Sorunu olmayanlar

Ant’a gelince... Ant’ın işe yaramaz olduğunu iddia etmek pek de haklı değildir. Hele milli bütünlükte hasar yaratıcı ifade ve eylemlerin bu kadar sorumsuzca göze alındığı ülkemiz gerçeğinde...

Dün Başbakan kurucu atalarımızı 23 Nisan 1920 tarihli TBMM fotoğrafı üstünden sayarken bir alışkanlığını tekrarladı:

“Fotoğraf bizim milletimizdir. O Meclis’te Türk var, Kürt var, Arap var, Çerkez var, Roman var, Boşnak var, Sünni var, Alevi var..”

Kurtuluş Savaşı’ndan 15 milyonu bile bulmayan bir nüfus ama kaderin birleştirdiği büyük bir millet çıkmıştır.

Türk, işte bu ortak varlığın adıdır. Başbakan ve iktidar partisi sözcüleri Türk varlığını öteki etnik gruplarla eşitlik içinde sayarak sıradanlık olgusu yaratmış, yanlış yapmışlardır.

Kürtlerin özerklik rüyalarına yeni ortaklar üretmek, Kürtler ardından öteki etnik grupları da haklarını kabul eden bir cömertlikle isim isim sayıp dökmek gaflet değil midir?

Demek tehlike var

Kutuplaşma tehlikesini dikkate alan bir sorumluluk duygusu içinde olmak elbette takdir edilen bir duruş olacaktır.

Başbakan dün “Seçimler öncesinde başta TBMM olmak üzere her ortamda gerilim siyasetine başvuracak muhalefet karşısında sağduyulu davranacağız. Tahriklere gelmeyeceğiz, tuzağa düşmeyeceğiz” dedi.

Bu duyarlılık kurtarıcı olur.

Başbakan’ın seçim başarıları ardından yaptığı balkon konuşmalarından biri, belki bu günleri bekliyordur.

Parti önderlerinin tabiatından gelen bir yanlış olmalı; mağduru oynamayı çok seviyorlar.

Gezi Parkı eylemleri sırasında Kabataş’ta tacize uğrayan hamile

kadın iddiası, unutulmaz bir iftira idi.

Barış isteyen bir dönemden geçiyoruz.

Seçim başarısı için göze alınacak riskler akla aykırı olmamalı..

DİĞER YENİ YAZILAR