Savaş yaşamamış siyasetçiler ve generaller tarafından yönetilmek bir ülke için risktir.
Çünkü onlar savaş kararı vermenin tarihi vebalini, savaş görmüş eşitleri kadar ciddiye almazlar.
Bir öğrenci tarih öğretmenine soruyor:
“Birinci Dünya Harbi’nin sebep olduğu yıkım, insanlığı neden İkinci Dünya Harbi’nden koruyamadı?”
Hoca cevap veriyor:
“Çünkü çocuğum, birinci harpte yeteri kadar general ölmedi!”
Bizim sivil ve asker liderlerimiz de ciddi bir savaş görmediler ama İsrail’le yaşadığımız ciddi kriz karşısında ölçülü ve sorumlu davranmayı buna rağmen şimdilik başarıyorlar.
Gazze’deki çaresiz Filistinlilere yardım götüren konvoya İsrail’in haydutluğu bölgenin iki yakın müttefik ülkesini karşı karşıya getirmiş, haklı tepkilerle savaş kışkırtmaları birbirine karışmıştır.
Dün Güney Amerika gezisinden dönerken Başbakan Erdoğan’ın gazetecilere yaptığı açıklama, endişe ağırlıklı bir merakın yürekleri daraltmasına sebep oldu.
Başbakan “Umarım aldığımız son kararlar milletimize hayırlı olur” dedi.
Oysa Başbakan Vekili olarak Arınç bir gün önce “Hiç kimse bu olay sebebiyle İsrail’e savaş ilân etmemizi beklemesin. Böyle bir şey olmaz” demişti.
Acaba Başbakan’ın sözünü ettiği “son kararlar” kökten bir değişiklik mi getirecekti?
Herkese net mesajlar
Başbakan’ın saat 11’de başlayacağı ilân edilen konuşmasına iki saat geç başlaması aradaki zamana aşırı bir gerilim ve endişe yükledi.
Nihayet AKP Meclis Grubu kürsüsüne çıkan Başbakan Erdoğan suçlama tonu ağır, uyaran mesajları dikkatle seçilmiş doğru sözcüklerden oluşan konuşmasını, bilinen hitabet yeteneği ile yaptı.
İsrail hükümetine ve uluslararası camiaya yönelik istek ve uyarıları netti:
“Herkes sussa, gözünü yumsa, sırtını dönse bile biz Gazze’ye sırtımızı dönmeyecek, Gazze için haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz..”
“İsrail yönetiminin saldırgan tutumları şüphesiz ki bir yerlerden aldığı güçten kaynaklanıyor. ‘Her yaptığın yanına kârdır’ diyemeyiz. Bu yönetim bunun bedelini ödemek durumundadır.”
“Uluslararası camia olayı soruşturmalı ve hukuki karşılığını vermelidir. Türkiye olarak bu işin peşini bırakmayacağız.”
Tekrarına izin... Asla!
İsrail’de iktidarı destekleyen sağ basın bile yardım gönüllülerine karşı uluslararası sularda gerçekleşen haydutluğu ve caniyane müdahaleyi, ileri demokrasilere özgü bir dürüstlük içinde eleştiren başlıklar ve yazılarla çıktı.
Ülkenin en büyük gazetesi Yedioth Ahronot, Başbakan’ın Savunma Bakanı Barak’ı görevden alarak bir yandan faturayı öderken bir yandan da Gazze’ye ambargo politikasına son verebileceğini yazdı.
İsrail kamuoyundaki çözüme yönelik eğilim Başbakan Erdoğan’ı da etkilemiş olmalı ki konuşmasında hep hükümeti hedef aldı.
İsrail halkını bu hak hukuk tanımayan saldırgan politikanın ortağı değil mağduru konumuna koyarak göreve çağırdı:
“Şimdi zulme ‘dur’ demek sırası İsrail halkı olarak sizdedir!”
Barış umutlarının yaşaması, Filistin halkına reva görülen haksızlıkların son bulması arayışlarında Türkiye ve İsrail’in işbirliği köprülerini yeniden kurmalarına bağlıdır.
Gecikmenin doğuracağı tehlikeler bundan sonra hangi boyutlara varabilir?
Son kriz umarız, gecikmeden doğacak sonuçların vahameti hakkında herkesi uyandırmıştır!
Barışa mecbur!
Haberin Devamı

