Bari umut verin

Subay ve astsubayların maaşlarına zam talebi, geçim sıkıntısı çeken tüm memurlar için umut yaratmıştı

Haberin Devamı

Subay ve astsubayların maaşlarına zam talebi, geçim sıkıntısı çeken tüm memurlar için umut yaratmıştı.

İktidarın askeri rahatlatırken diğer kamu çalışanlarının sıkıntılarına ilgisiz kalamayacağı inancı, bu beklentinin kaynağı olmuştu. Fakat Maliye Bakanı dün bu umutları söndürmüştür.

Kemal Unakıtan "maaş artış taleplerinin karşılanması 2005 yılına kadar mümkün olamaz. Bütçe disiplini fevkalâde önemli. Onu bozacak bir karar alamayız" dedi.

Yıllardır süren enflasyon, üstüne gelen ekonomik krizler maaşları eritti. Borç ve faiz batağına giren devlet, bu kayıpların dengelenmesine izin vermedi.

Memurlann büyük çoğunluğu ile "yoksulluk sınırının altında" maaşlarla yaşamaya mahkûm duruma düşmesi bundandır. Asker, yargıç, savcı, üniversite hocası, öğretmen, polis, doktor, mühendis dahil memurlar, insan onuruna yakışan bir yaşam sağlayacak gelire kavuşmak için daha ne kadar bekleyecekler?

Siyasi manevra
İktidar sözcüleri artık kurtuluşun eşiğine gelindiğini, ekonomik büyümenin rekorlar kırdığını iddia ediyorlar. Bu insanlann en azından umutlanmaya, sabır göstermelerini teşvik edecek bir vaade ihtiyaçları yok mu?

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Başbuğ'un maaşlarla ilgili mektubu ardından Başbakan Erdoğan, Maliye Bakanlığı'nda çalışma yapıldığını açıklamıştı.

Fakat Maliye Bakanı, bir hazırlığın bile henüz başlatılmadığını açığa vurmuştur. Unakıtan "2005 yılında oturulur, konuşulur, bakılır. Şu anda bir şey yok" dedi.

İktidar, tabanındaki türban ve imam hatip hassasiyetlerine karşı gösterdiği saygı ve anlayışı devlet memurlarından esirgememelidir.

Bütçe disiplinine sadakat iyi bir şey, ama samimiyet varsa.. Genelkurmay İkinci Başkanı'ndan gelen mektubu basına sızdırmak dürüst bir yaklaşım değildir.

"Zam taleplerini bu yıl karşılamamız mümkün görünmüyor" demek yerine, bütün hizmet gruplarını "biz de isteriz" diye ayağa kaldırarak faturayı büyütmek ve böylelikle "imkânsızlık"ı kanıtlamak entrika denmese bile kurnazlıktır.

Bu ne perhiz!
Hükümet 2005 yılı için düşünülen ücret zamları üstünde çalışmayı hemen başlatmalı, memurların motivasyonunu hiç değilse bu umutla sağlamalıdır. Sosyal duyarlılıktan yoksun disiplin, baskı rejimlerine yakışır. Demokrasiler iktidarlara halkı ikna borcu yükler.

Oysa bu hükümet bir yandan memurunun çaresizliğine buz gibi bakarken, öbür yanda milletvekillerini lüks birer konut sahibi yapmanın cömertliğini gösteriyor.

AKP iktidarı ilk icraat olarak "milletin bağrına dönme" edebiyatı ile milletvekili lojmanlarını boşaltıp satışa çıkardı. Şimdi Meclis Başkanlığı, devletin olanakları ile milletvekillerini ev sahibi yapma girişimine önderlik ediyor.

Vekillerimiz milletin bağrında yaşamaktan bu kadar çabuk mu sıkıldılar?

Yoksa memurlara ödenenin birkaç katı yüksek maaşlarına rağmen milletin bağrında yaşamayı dayanılmayacak kadar masraflı mı buldular?

Riyakârlık demek ağır olur ama en azından samimiyetsizliktir bu!

DİĞER YENİ YAZILAR