Balkon hayalleri

Haberin Devamı

Başbakan’ın balkon konuşması ferahlatıcı etkiler yarattı.

Seçim kampanyası sırasında tanık olduğumuz iç karartıcı söylemler, sanki süper güçlü temizleyici etkisine sahip bu konuşma sayesinde aktı gitti, hükmünü yitirdi.

Ve “önümüze tertemiz bir sayfa” açıldı.

Başbakan “Vur vur inlesin” diye bağıranlara “Vurmaya gelmedik, sevmeye geldik” dedi.

Başarısını muzaffer cömertliği ile paylaşırken birlik, barış, kardeşlik mesajları verdi.

Başbakan iç barış ve güvenliğin terörle mücadelenin kazanılmasına bağlı olduğunu biliyor. Çözüm yeni anayasada aranacak.

Seçim kazanmanın şartı olan desteği sağlamak ise yaşam tarzlarına yönelik bir tehlikenin kalmadığına insanları inandırmaya bağlı görünüyor.

Başbakan pazar gecesi tanıdık gelen bir taahhüdü tekrarladı:

“74 milyon vatandaşımızın yaşam tarzını inanç ve yaşam değerlerini onurumuz, şerefimiz olarak göreceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her bir kardeşimizin huzur, güven, barış içerisinde yaşamını idame edeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

AKP tek başına anayasa yapacak çoğunluğun eşiğinde kaldı. Başbakan uzlaşma arayacaklarını anlattı. CHP lideri Kılıçdaroğlu böyle bir işbirliğinin kurulabileceği ümidini meydanlarda vermişti.

Balkon söylevleri, kutuplaşma üstüne kurulu seçim kampanyalarının ardından ilâç gibi geliyor. Ama bu ilâç şimdiye kadar kalıcı bir iyilik getiremedi. Getirse üçüncü balkon konuşması yapılmazdı.

İkinci zaferini kutladığı 22 Temmuz 2007 tarihli balkon konuşmasında Başbakan AKP’ye oy vermemiş yurttaşlara yine seslenmişti:

“Kime oy verirseniz verin, oylarınız bizim için değerlidir. Tercihlerinize saygı duyuyoruz. Demokrasi farklılıkları esas alan bir tercihtir. Seçimlerden daha güçlü çıkan parti olarak bu zenginliği korumak bizim görevimizdir. Rahat olunuz.”

Tayyip Erdoğan’ın bu vaadi dördüncü kez tekrarlamaya mecbur kalmayacağını ümit etmek istiyoruz.

Kürsünün iki yanındaki camlardan, son konuşmasını söylev yazarlarının kaleme aldıkları anlaşılıyordu.

Keşke o barış, kardeşlik, bütünlük söylemleri Başbakan’ın içinden taşan duygular, özlemler, hedefler olarak ifadesini bulsaydı.

Daha değerli olurdu. Öyle olmadı.

Peki bu durum o söylemlerin değerini düşürdü mü?

Bizce hayır.. “Söz uçar, yazı kalır” demişler.

Başkası da yazsa seslendirilen taahhütler ve vaatler parti tüzel kişiliğinin garantisini taşıyor. Metni okuyan Başbakan, ikinci teminat oluyor.

Balkonda uyanan hayaller artık hayata geçmeli..

Jandarma ile yemin!

Yeni dönemin ilk sınavı, yine yargının taraf olduğu bir alanda yaşanacak.

Ergenekon ve KCK davalarından tutuklu olarak cezaevinde bulunan 9 aday pazar günü milletvekili seçildi.

Suçlamaların niteliği sebebiyle yeni milletvekilleri hapisten çıkacak mı; buna mahkemeler karar verecek.

Millet egemenliğini sözde yüceltmek kolay.

İş, hayat önümüze getirdiği zaman bunu kanıtlamakta...

En azından tutukluluk hallerinin devamını gerektiren sebepler değişmiştir. Aldıkları oylar milletin kaçmayacaklarına kefil olduğunu gösterir.

“Türk Milleti adına karar” veren mahkemeler, milletin onları meclise gönderen kararına saygı göstermelidir.

Yargılamanın devamına da karar verebilirler ama tutuklu kalmaları şart değil.

Meclisteki yemin törenine jandarma nezaretinde gönderilmeleri millet iradesine saygısızlık olmaz mı?

DİĞER YENİ YAZILAR